Aylık arşivler: Ekim 2016

Pırasanın Faydaları

Soğan ve sarımsak ile yakın bir akrabalık sağlayan pırasa, allium familyasındandır. Pırasa, birçok kişinin olmaz ise aramam kategorisinde yer almasına rağmen, sağlığa faydaları ile daha sık bir şekilde tüketilmesi uzmanlar tarafından önerilmektedir. Aynı zaman da diyet yapanlar, 1 adet pırasanın yalnızca 50 kalori olduğunu bilmeleri gerekmektedir. Sindirimi oldukça düzenleyen ve besin lifi açısından da oldukça zengin bir şekilde karşımıza çıkan pırasa A,C,K ve B6 vitaminler bakımından iyi bir kaynaktır. Pırasanın tek bir dezavantajı bulunmaktadır. O da yüksek oranda sodyum içermesidir. Tüketmiş olduğunuz sodyum miktarına özen gösteriyorsanız bol miktarda pırasa tüketmelisiniz. Pırasanın bunların dışında birçok yararları bulunmaktadır. Söz konusu pırasanın yararları ise;

  • İçerisinde bol miktarda yer alan flavonid ile damarları korumaktadır.
  • Bol miktarda bulundurduğu folat vitamini ile damar ve kalp hastalıklarına iyi gelmektedir.
  • İçerdiği güçlü polifenol antioksidan ile çeşitli kronik hastalıklara yol açan serbest radikallere karşı gelmektedir.
  • Sağladığı vitamin ve mineraller ile vücuda büyüt ölçüde enerji sağlamaktadır.
  • İçerisinde ki bol miktarda bulunan K vitamini ile kemik sağlığını korumaktadır.
  • Zeaxanthin ve lutein bileşenleri ile göz hücrelerini strese karşı korumaktadır.pırasanın faydaları, pırasanın yararları, pırasa yemenin faydaları

Pırasanın Besin Değerleri

Pırasa içermiş olduğu vitamin ve mineraller ile faydaları ile oldukça zengin bir şekilde karşımıza çıkmaktadır. Pırasa besin değerleri diğer besinlere göre oldukça fazlalık göstermektedir. Söz konusu olan pırasanın besin değerleri ise;

  • 9 mg selenyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 4 mg manganez ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 1 mg bakır ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 1 mg çinko ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 160 mg potasyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 2 fosfor ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 9 mg magnezyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 9 mg demir ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 5 kalsiyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 57 mcg folat ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 8 mg E vitamin ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 8 mcg K vitamin ihtiyacını karşılamaktadır.
  • 1484 IU A vitamin ihtiyacını karşılamaktadır.

Pırasa Nasıl Seçilir Ve Nasıl Korunur?

İyi bir pırasa, koyu yeşil yaprakları ve alt kısmının beyaz olması ile anlaşılmaktadır. Dış tarafını komple saran yapraklar ya da beyaz bölgenin üzerinde herhangi bir çatlak, çürük ya da sarılaşmanın olmaması gerekmektedir. Pırasa 12 ay boyunca bulunmaktadır. Fakat en iyi dönemleri ise sonbahardan baharın sonuna kadardır. Taze bir pırasa, buzdolabında yıkamadan korunmalıdır. Bu sayede tazeliğini 1 hafta ile 10 gün arasında koruyabilirsiniz. Poşet içerisinde korumak, sebzenin nemini korumasına yardımcı olmaktadır.

Baş Ağrısı

Nöroloji klinik başvurularının en sık görülen şikayetleri arasında olan baş ağrısı nedenleri araştırılmadan halk arası yöntemlerle çözülmeye çalışılmaktadır. Sebebi bilinmeyen baş ağrıları çok daha ağır sonuçlara neden olacağından doktora başvurmadan basit olarak nitelendirilmemelidir. Şikayet genellikle tek bir nedene bağlı sayılamazken sinir gerilmesinin de ağrıya eşlik ettiği görülmektedir. Şiddetli ağrılar kafa içi basıncın tansiyonu yükseltmesi sonucu bilinç kaybı denge bozukluğu ve görme bozukluğu da oluşturabildiğinden ciddiye alınması gereken vücut sinyalini görmezden gelerek geçici ağrı kesicilerle ertelemeye çalışmak çok tehlikeli sonuçlar doğurabilmektedir.baş ağrısı, baş ağrısı nedenleri, baş ağrısı nasıl geçer

Baş Ağrısı Tedavisi

Çoğunluğun hastaneye başvurmadığı baş ağrısı tanısı konulmadan tedavisi mümkün değildir. Birincil ve ikincil olmak üzere ikiye ayrılır. Birincil baş ağrısı nedenleri stres ve migren kaynaklı olabilir. Özellikle kadınların adet dönemlerinde tetiklenen migren ağrıları artış gösterir. 4 ile 72 saat arası devam eden ataklar tekrarlayıcı tek taraflı ve göze de şiddetli ağrı verir. Ses, ışık ve fiziksel aktivitelerin artırdığı ağrılar şiddetlendikçe bulantı ve kusmaya kadar giden kişinin atakları ayda dört ve üstünde gerçekleşiyorsa koruyucu tedavi uygulanabilmektedir. Doğru anda doğru ilaç kullanımı ile sessiz ve karanlık bir yerde uyumaya çalışmakla kısa sürede ağrının sonlanması beklenir. Ayrıca atakları stres tetikliyor ise antidepresan ilaçlar tercih edilmekte yahut tansiyon eğilimi olan hastalarda antihipertansif ilaçlar ile tedavi yapılabilmektedir. Doktorun teşhisine göre değişiklik gösteren baş ağrıları için en kısa sürede bir uzmana başvurmak önemlidir.

Baş Ağrısı Zararları

İhmal edilmemesi gereken baş ağrısı nedenleri kesin olarak bilinmeden ağrı kesici alınarak geçiştirilmemelidir. Pek çok zararı olan baş ağrısının çok şiddetli ve ani başlaması yaklaşık bir dakika içerisinde en yüksek şiddetine ulaşması anevrizma yırtılmasına nedeniyle oluşup hastaların kaybedilmesiyle sonuçlanabiliyor. Giderek şiddetlenen ve bir türlü geçmeyen baş ağrısı beyinde pıhtılaşmanın sonucu oluşan pek çok hastalığa işaret edebiliyor. Egzersiz hapşırık gibi kan basıncını artıran nedenlerle oluşan baş ağrıları ise kafa içerisinde bir tümörün varlığını gösterebiliyor. Kaza ve travmalar sonucu oluşan baş ağrıları kafa kırıkları ve beyin dokusunda kanamalara neden olabileceğinden baş ağrısı deyip geçmeden ağrıların seyrini inceleyerek doktora başvurup tedavi edilmesi oluşabilecek riskleri de ortadan kaldırmaya yardımcı olacaktır.

Aleo veranın Faydaları

Afrika kökenli bir bitki olan aleo vera içinde sakladığı jel ile cilt ve saçlara birçok fayda sağlamaktadır. Evde, kolaylıkla saksıda yetiştirilebilecek olan aleo verayı yetiştirmekle uğraşmak istemeyen kişiler için şampuandan el kremine birçok farklı ürün de bulunabilmektedir. Yara tedavisi, egzama tedavisi, yanık tedavisi gibi tıbbi etkilerinin yanı sıra cildi pürüzsüzleştiren ve günlük bakımın bir parçası haline geldiğinde cildin daha genç görünmesini sağlayan aleo veranın faydaları bununla da bitmemektedir. Saç bakımında da rahatlıkla kullanılan aleo vera genelde saç maskeleri yapımında kullanılmaktadır. Hazır şampuan ve saç bakım kremlerinin yanı sıra evde hazırlanabilecek olan aleo veralı saç bakım maskeleri de bulunmaktadır.Aleoveranın faydaları, Aleoveranın yararları, Aleo veranın cilde faydaları

Aleovera Maskesi

Kanıtlanmış onlarca etkisi bulunan aleo vera evde yetiştirildiğinde kullanıcılar tarafından çıkarılmalıdır. Uzun yapraklar halinde yetişen aleo veranın yaprakları sert ve kalın içleri ise bir jel ile dolu durumdadır. Yaprağın koparılmasının ardından ortadan ikiye kesilmesiyle her iki yaprakta da bulunan jel bir küçük kaşık yardımıyla çıkarılabilmekte ya da direkt kullanımlar için el ile alınıp cilde ya da saça sürülebilmektedir. Aleovera jeli aynı zamanda buzdolabında da saklanabildiğinden kullanımı oldukça kolaydır. İlk olarak saçlarda anlatılması gerekirse, saç diplerine sürülen saf aleovera jelinin saç dökülmesini önlediğini ve çevresel faktörlerle oluşmuş kepek problemini de çözdüğü bilinmektedir. Cilt için olan faydaları ise çok daha fazla olan aleovera jelinin bir diğer kullanımı da yanık tedavisi içindir. Ciddi olmayan ve doktor eli gerektirmeyen yanıklarda çıkarılmış aleovera jelinin bir süre buzdolabında bekletilmesi ve daha sonra yanık olan bölgeye sürülmesi gerekmektedir. Günde iki kez yapılacak olan bu işlem sonrasında kısa sürede yanık tedavisi gerçekleşmektedir. Cilt için olan bir diğer faydası ise aleovera maskesi yapımı konusunda ortaya çıkmaktadır. Son yıllarda önemi oldukça artmış olan hindistan cevizi yağı aleovera jeliyle birleştiğinde mucizeler yaratmaktadır. Bir ölçü aleovera jeli ve bir ölçü hindistan cevizi yağı karıştırılarak elde edilen maske cilt üzerine sürülüp en az yarım saat bekletildiğinde verdiği sonuç oldukça göz alıcıdır. Hem cildi pürüzsüzleştiren hem de cilde yoğun nem veren bu maske haftada bir kez uygulanmalıdır.

Enginarın Faydaları

Enginar, tüm dünyada yemek olarak tüketilmek için ekildiği bilinmekte olan oldukça eski bitkiler arasında bulunmaktadır. İlk olarak Etiyopya’  da üretilen enginar, sonra mısır üzerinden Avrupa’ ya gelmiş ve burada popüler bir şekilde yetiştirilmiştir. Enginarın yaprakları, geleneksel olarak Avrupa’ nın tıbbında böbrekleri çalıştırmak, safra akışını düzenlemek ve idrar sökücü olarak kullanılmaktadır. Günümüzde de halen bu sorunların tedavilerinde kullanılmaktadır. Aynı zaman da sindirime yardım etmesi, vitamin ve mineral bakımından zengin bir çeşitlilik sunması ve karaciğer temizlemesi enginarın diğer faydaları arasında yer almaktadır. Bunun yanı sıra enginar insan vücudunda birçok fayda sağlamaktadır. Söz konusu olan enginarın faydaları;

  • Sindirim sistemine son derece iyi gelmektedir
  • Vücutta ki kolesterol oranını dengelemektedir.
  • Demir eksikliği anemileri için iyi gelmektedir.
  • Hazımsızlık problemi yaşayan kişilerin sorunların çözülmesinde oldukça etkilidir.
  • Vücutta ki fazla kolesterolü alarak karaciğerin yükünü hafifletmektedir.
  • Vücutta ki idrar olarak yer alan fazla suyun dışarı atılmasında kullanılır.
  • Mide ekşimelerini hafifletmektedirenginarın faydaları, enginar yemenin yararları, enginar yemenin faydaları

Enginarın Besin Değeri

Enginar, diğer sebze meyvelere göre yararı oldukça fazla bir şekilde karşımıza çıkan bir sebzedir. Tüm dünyada yaygın bir şekilde tüketilmekte olan enginar, içerdiği besin değerleri ile insan sağlığına hiçbir şekilde zarar vermemektedir. Aksine birçok yararı bulunmaktadır. Söz konusu olan enginarın besin değeri;

  • % 17 civarında folat ihtiyacını karşılamaktadır.
  • % 5 civarında niasin ihtiyacını karşılamaktadır.
  • % 4 riboflavin ihtiyacını karşılamaktadır.
  • % 22 besin lif ihtiyacını karşılamaktadır.
  • % 4 kalsiyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • % 7 demir ihtiyacını karşılamaktadır.
  • % 15 magnezyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • % 9 fosfor ihtiyacını karşılamaktadır.
  • % 11 potasyum ihtiyacını karşılamaktadır.
  • % 3 çinko ihtiyacını karşılamaktadır.
  • % 13 magnezyum ihtiyacını karşılamaktadır.

 

 

Enginar Nasıl Hazırlanır?

Enginarın kalbi, zeytinyağı ve su ile hazırlanabilir ya da tüm sebze yemeklerinde rahat bir şekilde kullanılabilir. Fakat enginarı yalnızca tadı için değil, insan sağlığına yararları için tüketiyorsanız yapraklarını da yemeniz tavsiye edilmektedir. Bütün bir şekilde aldığınız enginar yapraklarının sivri kısımlarını ve sapını bıçak ya da makas ile kesin. Eskimiş ve sağlıklı durmayan yapraklar var ise onları alın. Enginarı bütün bir şekilde koyabileceğiniz bir tencereye koyun ve biraz tuz koyarak 45- 60 dk kadar ateşte bekletin. Tencerenin kapağını kapamayın. Çünkü hava almaz ise enginar kahverengine dönüşebilir. Daha sonra enginarı tencereden çıkarın ve suyunu süzün.

Kilo Verdiren Bitki Çayları

Kilo vermek isteyen ve vücudundaki fazla ödemden kurtulmak isteyen kişilerin baş dostu antioksidan ve ödem attırıcı bitki çaylarıdır. Bu çayların öncelikle sabah aç karnına tüketilmesi sindirim sisteminin ekstra çalışmasını sağlamaktadır. Daha sonra gün içinde tüketilen bitki çayları hem metabolizmayı hızlandırmakta hem de vücutta biriken ödemin atılmasına yardımcı olmaktadır. Aynı zamanda yeme isteğini de bastırdığı için tok tutucu ve kilo verdiren bitki çayları tarifleri de bulunmaktadır. Bu sebepten ötürü kişilerin kendi metabolizma hızlarına uygun ve en önemlisi kendi damak zevklerine uygun bitkilerden oluşan bitki çaylarını hazırlayarak gün inde tüketmeleri gerekmektedir. Soğuk da tüketilebilecek olan bu çaylarda tatlandırıcı tercih ediliyorsa içine bir miktar tarçın atılması ya da bir kabuk tarçının 10 dakika kadar bekletilerek daha sonra çayın içinden çıkarılması yeterlidir. Çaylarla alakalı bir dipnot da şudur, ülkemizde oldukça popüler olan ve hemen hemen her evde her gün demlenen siyah çayın vücuttaki demir vitaminini düşürdüğü ve b 12 vitamininin emilimini zorlaştırdığı kanıtlanmıştır. Bu yüzden alışkanlıklar bir anda silinemese de siyah çay tüketimi en aza indirilmeli ve mümkünse açık olarak tercih edilmelidir.kilo verdiren bitki çayları, bitki çayları, kilo vermek, bitki çayları ve kilo verme

Ödem Atıcı Bitki Çayları                                                                    

Vücudun su tutması olarak bilinen ödem kilo vermek isteyen kişilerin baş düşmanı olduğundan kişilerin düzenli olarak ödem atıcı bitki çayları tüketmesi gerekmektedir. Birkaç tarif şu şekildedir.

  • Maydanoz: Kilo vermeden öte ödem ve enfeksiyon sökücü bu çayın yapımı için kaynamış suyun içine bir miktar maydanozun hem dallarının hem de yapraklarının atılması gerekiyor. Yaklaşık 15 dakika demlenmeden sonra açık sarıya ulaşan suyu gün içinde yavaş yavaş tüketildiğinde ekstra etkiyi sağlıyor.
  • Yeşil ve mate çayı: Yeşil çayın kilo vermedeki etkisi tartışılmaz bir gerçek. Buna ek olarak mate çayı da dışarıda hazır satılan neredeyse tüm çay karışımlarının içinde metabolizma hızlandırıcı olarak bulunuyor. Bu ikilinin karışımıyla yapılan ve sabah akşam tüketilen çay kilo vermede çok başarılı bir etki yaratıyor.
  • Nane çayı: Ödem attırıcı değil bağırsak ve midedeki gazdan kurtulmak isteyen kişilerin tüketebileceği nane çayı da yine sıcak suyun içine bir çay kaşığı kadar kuru ya da taze nanenin eklenmesiyle hazırlanıyor.

Duşta kişisel bakım için ipuçları

Hemen hemen her gün duş almaktayız ancak farkında olmadan yaptığımız bakım hataları güzelleşmemizin önünde engel olabiliyor. Cildimize, saçlarımıza faydadan ziyade zarar sağlayan hatalarımızı birkaç küçük ipucu ile düzeltmek mümkün.

Cildinize dikkat edin

Ciltte kuruluğa yol açacağı için sabunu direkt kullanmaktan kaçınırız. Ancak sabun sanıldığı gibi duşta cildi kurutan tek etmen değildir. Fazla sıcak su cildin nemsiz kalmasına yol açacağı gibi cilde zarar da vermektedir. Duştayken olabildiğince ılık su kullanmaya çalışın.duşta kişisel bakım, kişisel bakım, kişisel bakım ipuçları

Temizlenirken kullandığınız bez ve lifler de önemlidir. Kullandıktan sonra lif ve keseleri ıslak bir şekilde bırakmamaya çalışın. Islak kalan lifler bakteriyel üremeye yol açacağı gibi bir sonraki duşta cildinize temas ettiğinde mantar riskini de arttıracaktır. Hatta ne denli temiz bırakırsanız bırakın, bu lifleri ayda bir değiştirmeye çalışın. Yüzünüzü ise lif yerine ellerinizle temizlemeniz tahrişi engellemek için önerilerimiz arasında.

Eskiden duş sırasında sabun kullanımı yaygın olsa da duş jelleri sabunların yerini almış bulunmaktadır. Sabundan daha sağlıklı olduğu düşünülen jeller, ayrıca kalıcı ve hoş kokular sağlaması ile de tercih edilmelidir. Uzmanlar duşta sabun kullanımının büyük faydalar sağlamadığı gibi, aksine cildin doğal yağlarını kurutarak cildinize zarar verdiğini ortaya koymuştur. Yağ bazlı duş jelinden ziyade su bazlı duş jeli kullanmak ise cildinizin asit- baz dengesi için daha sağlıklı olacaktır.

Saçlarınıza dikkat edin

Çoğumuzun ne yazık ki şampuanları bilinçsiz şekilde kullanıyoruz. Şampuanlarınızı saç uçlarından ziyade öncelikle saç diplerine uygulamaya özen gösteriniz. Yalnızca saç diplerinizi değil, ense bölgenizi ve kulak çevrenizi de şampuanınızla temizlemeyi unutmayınız.

Saç kremlerini bekletme amacıyla fazladan duşta kalanlar ya da duşun keyfine daha uzun süre varmak isteyenler ne yazık ki hata ediyorlar. Ortalama duş sürenizin 10-15 dakika civarında olmasına dikkat edin. Aksi takdirde bakım kreminizin saçınıza sağladığı nem de etkisini kaybedecek ve cildiniz kendi doğal yağlarından mahrum kalacaktır.

Tüylerinizden doğru şekilde kurtulun

Duş esnasında jilet kullananlardansanız bunun için duşunuzun son kısmını bekleyin. Su  ve buhar etkisiyle yumuşayan tüyleri almak çok daha kolay olacağı gibi cildiniz nemli olduğu için batık riski de azalacaktır.

Anne ve çocuk arasındaki ilişki nasıl olmalı?

Çocuğunuz ile hamilelik süresinde başlayan ilişkiniz doğum sonrasında giderek daha da artmakta ve muhteşem bir bağ oluşmaktadır. Annelerin çocuklarına karşı duymuş olduğu sevgi ve şefkati yeryüzünde kimse kimseye karşı duymamaktadır. Annelerinin bu sevgi ve şefkatleri ile büyüyen çocuklar da aynı şekilde annelerine karşı muhteşem bir sevgi beslemektedirler. Çocukların yetiştirilmesinde en önemli şey unutulmamalıdır ki sevgidir. Ancak sadece anne sevgisi değil baba sevgisi de yine çocuğun gelişiminde oldukça önemli bir faktördür.anne ve çocuk, anne ve çocuk ilişkisi, çocuk ilişkisiÇocuklar dünyaya gözlerini açtıklarında ilk annelerini görürler, ilk annelerinin kokusunu alırlar ve ilk annelerini severler. Her zaman anneleri ile çok daha fazla vakit geçiren çocukların da örnek aldığı kişiler hep anneleri olmaktadır. Bu sebeple çocuğun gelişiminde ve yetiştirilmesinde de annelerin üzerine düşen görevler oldukça fazladır.

Peki, anneler sağlıklı bir çocuk için neler yapmalıdır?

Anneler çocuklarının psikolojik açıdan sağlıklı olabilmesi için öncelikle sevgisini mutlaka göstermeli ve dile getirmelidir. Bunun yanı sıra çocuğuna karşı her zaman şefkat dolu olmalı ve sakin olmalıdır. Çocuklar henüz yaşları küçük olduğu için birçok yanlış yapabilmelidir. Zaten yanlış yaparak doğruyu öğrenmektedirler. Çocuklar yanlış yaptıkların anneleri onları azarlamak veya kızmak yerine, yaptığı yanlışı tıpkı bir yetişkine anlatır gibi çocuğuna anlatmalı ve açıklamalıdır. Bu şekilde çocuk da annesini ve diğer insanları dinlemeyi öğrenir ve doğruyu kendi kendisine öğrenmektedir.

Bununla beraber annelerde sıklıkla görmüş olduğumuz hatalardan biri de çocuğuna karşı aşırı duyarlı olma ve kıyamama içgüdüsüdür. Çocuğuna kıyamayıp her dediğini yapan annelerin çocukları da ileride oldukça şımarık ve bencil olacağı için hem çevresine hem de yine anne ve babasına karşı oldukça yanlış davranışlar sergileyecektir. Bu nedenle çocuğunuza her zaman hayır demeyi öğretmeniz gerekmekte olup her dediğini yapmamalısınız.

Boşanmış annelerin çocukları

Aile içerisinde anne ve baba arasında her zaman her şey muhteşem gidemeyip ayrılıklar gerçekleşebilmektedir. Ancak bu gibi durumlarda da önemli olan çocuğun anne ve babasının kavgasını ve tartışmasını görmemesi ve bu ayrılıktan olabildiğince az etkilenmesidir. Çocuğun az etkilenmesi için de annesini de babasını da her zaman görebilmeli ve ne anne sevgisinden ne de baba sevgisinden mahrum yetişmelidir.