admin tarafından yazılmış tüm yazılar

pamukçuk nedir, pamukçuk nasıl geçer, bebeklerde pamukçuk oluşması

Bebeklerde pamukçuk nasıl geçer?

Pamukçuk nedenleri

Gebelikte aşırı antibiyotik kullanımı ve hormonal değişiklikler doğum sonrasında bebeklerde bazı sorunlara neden olur. Doğumdan itibaren bebeğin solunum sistemine ve sindirim sistemine giren zararlılar pamukçuk oluşumna sebep olur ve bu sorun genelde ilk hafta ortaya çıkar. Monilyoz olarak da bilinen pamukçuk, tedavi edilmezse bebeklerde ciddi akciğer enfeksiyonlarına neden olabilir. Folik asit, B12 ve demir gibi vitamin ve mineral eksikliği, bazı gıda alerjilerinde pamukçuk oluşumunun nedenlerinden biridir ve bebek stres altındadır. Ek olarak, bir annenin pamukçuku da emzirme yoluyla bebeğe geçebilir veya bir bebekte enfeksiyon, annenin göğsünde enfeksiyona neden olabilir. Dezenfekte edilmemiş emzik ve biberonların kullanılması ağız enfeksiyonlarına neden olur.pamukçuk nedir, pamukçuk nasıl geçer, bebeklerde pamukçuk oluşması

Pamukçuk semptomları

Ağızda, yanaklarda, dilde, sert ve yumuşak damakta beyaz bir küf tabakası şeklinde kızarıklıklar çizilirse, alt tabakada yanmış deriye benzeyen yaralar oluşur. Tedavi edilmezse kanama ve ülseratif yaralar ağrılıdır. Bebekler pamukçuk nedeniyle emme dürtüsünü kaybedebilir. Emmeyi ve yutmayı zor bulan bebekler iştahlarını ve kilolarını kaybeder. Anksiyete, direnç ve sinirlilik gibi semptomlara zaman zaman vücut sıcaklığında hafif bir artış eşlik edebilir. Prematüre bebeklerde pamukçuk daha yaygındır. Pamukçuk daha çok ağızda ve dilde görülmesine rağmen makatta da görülebilir. Kırmızı bir tabaka ile kendini gösteren anüsteki pamukçuk, bebek bezi döküntüsü ile karıştırılabilir. Bir bebekte enfeksiyon, emzirme yoluyla anneye bulaşabilir. Ağrıyan meme uçları, kızarıklık ve kaşıntı, meme başı çevresinde pullu deri döküntüleri ve emzirme sırasında göğüs ağrısı ve ağrı, annede görülen pamukçuk belirtileridir.

Pamukçuk tedavisi

Pamukçuk, kendi kendine giden ve tedavi gerektiren bir hastalık değildir. Ağızdaki beyaz, pamuk benzeri lezyonlar elle temizlenmemelidir. Aksi takdirde ağızdaki mukus tabakası yırtılır ve enfeksiyon daha da yayılabilir. Pamukçuk tedavisinde en yaygın hatalardan biri, lezyonları kabartma tozu ile temizlemektir. Kabartma tozu hastalık üzerinde tıbbi bir etkiye sahip değildir. İlk aşamada beyaz küf tabakası geçmiş gibi görünse de kısa bir süre sonra kendini tekrar eder ve bu sefer çok daha ağır bir görüntü ile geri döner. İlaç, bir doktor gözetiminde pamukçuk için kullanılır. Mantar enfeksiyonu olduğu için bebeğe 7-10 gün antimikotikli damlalar verilir. Anne memesinde enfeksiyon varsa bebek için kullanılan antifungal ilaçlar meme uçlarına uygulanabilir. Bebeğin kullandığı tüm emzik ve biberonlar sterilize edilmeli ve anne meme uçlarını temiz tutmalıdır.

güneş lekeleri, güneş lekelerini önlemek, güneş lekesi tedavisi

Güneş lekesi için kalıcı tedavi yöntemi var mıdır?

Güneş lekeleri türleri

Melazma: Özellikle yüzde cilt renginin koyulaşmasıyla karakterize bir cilt problemi olan melazma, güneş ışığına maruz kaldığında ortaya çıkar. Güneşin ultraviyole ışınları ciltteki renk pigmenti melanositlerini uyararak melanin sentezini artırır ve cildin koyulaşmasına neden olur. Hamilelik ve bazı ilaçların yan etkileri gibi hormonal değişikliklerin yüksek olduğu dönemler de ciltte koyu lekelere neden olabilir.güneş lekeleri, güneş lekelerini önlemek, güneş lekesi tedavisi

Lentigo (güneş lekesi): Hiperpigmentasyon olarak da bilinen lentigo, genellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkan ve sıklıkla çillerle karıştırılan bir cilt yaması türüdür. Lekeler ve çiller arasındaki fark, lekelerin daha koyu renkli ve boyut olarak daha büyük olmasıdır. Lentijinlerin açık sınırları vardır ve güneşte kararır. Güneş lekeleri kollarda, yüzde, sırtta ve omuzlarda yaygındır. Bu bölgelere ek olarak bacakta güneş lekeleri görünebilir.

Çiller: Çiller, güneşte ortaya çıkan cilt lekelerinden biridir. Açık sınırları olan küçük kahverengi lekeler olarak görünen çiller özellikle burun, alın, yanaklar, omuzlar ve kollarda belirgindir. Kırmızı ve açık tenli kişilerde daha sık görülen çiller, bazı kişilerde yüzün tamamını kaplayabilir.

Güneş Lekesi Tedavi Yöntemleri

Aydınlatıcı kremler: İstenilen etkiyi elde etmek için cilt hücrelerinin lekelenmesini engelleyen açıcı kremlerin düzenli ve uzun süre kullanılması gerekir. Tipik olarak, insanlar diğer yöntemlere destek olarak leke kremleri kullanır çünkü anında sonuç almak isterler.

Karbon soyma: Renkli hücreleri etkileyen karbon soyma, hem leke çıkarma hem de dövme silme için tercih edilir. Kolajen dokuyu canlandıran bu tedavi cildin tazelenmesini sağlar. Yazın güneşin zararlı ışınlarına maruz kalan cilde canlılık veren karbon peeling aynı zamanda cilt lekelerinden kurtulmaya da yardımcı olur.

Lazer tedavisi: En etkili nokta tedavi yöntemlerinden biri olan lazer tedavisinde lazer ışınları kullanılarak ciltte mikro kanallar açılır. Bu kanallardan cilt lekesinin türüne göre tedavi edici maddeler enjekte edilir. Kısa süreli ve ağrısız bir tedavidir.

Dermapen: İnce çelik iğneli dermaroller adı verilen bir cihazla uygulayın. Bu cihaz ile ciltte gözle görülmeyen delikler açılır ve serum cilde enjekte edilir. Dermapen işlemi cildin kendi onarım mekanizmasını tetikler ve kullanılan serumlar cildin yenilenmesine yardımcı olur. Ayrıca ciltteki sivilcelerden kurtulmaya da yardımcı olur.

Kimyasal peeling: En yaygın kullanılan spot işlemlerden biri kimyasal peeling’tir. Bu yöntemle cildin üst kısmının yenilenmesi pul pul dökülme ile hızlandırılır ve lekelerin yok olması sağlanabilir.

PRP: Hastanın kendi kanından elde edilen serum plazması, hastanın cilt altı dokusuna enjekte edilir. Bu yöntemle cilt yenilenir ve cilt lekeleri azaltılabilir.

Mezoterapi: Genellikle lazer tedavilerini desteklemek için kullanılan bir mezoterapi tekniğinde, lekeyi ortaya çıkarmak için cildin lekeli bölgesine leke gidericiler uygulanır.

Güneş lekelerini tedavi etmek için kullanılan hiçbir yöntem tamamen ortadan kalkmaz. Daha küçük bir boyuta küçültebilir ve rengi daha açık hale getirebilirsiniz.

mamgrafi ne zaman yapılmalı, meme ultrasonu yapımı, meme ultrasonu ne zaman yapılmalı

Mamografi ve Meme Ultrasonuna Dair Bilinmesi Gerekenler

Emziren kadınlar mamografi çektirebilir mi?

Emziren kadınlarda meme dokusu yoğunluğu artar. Bunun temel nedeni meme dokusunun ürettiği sütün salgılanması ve süt kanallarının doldurulması, memede süt üretimini sağlayan bez dokusunun yoğunluğunun artmasıdır. Bu durum mamografinin hassasiyetini biraz azaltır. Ancak mamografi gerekli olduğunda, mamografinin tanıya yardımcı olma olasılığını tamamen ortadan kaldırmaz. Çekim öncesi emzirmek meme dokusundaki süt miktarını azalttığı için yoğunluğu azaltır ve daha iyi bir görüntü sağlar.mamgrafi ne zaman yapılmalı, meme ultrasonu yapımı, meme ultrasonu ne zaman yapılmalı

Göğüslerinde protez (silikon) olanlara meme muayenesi nasıl yapılır?

Göğüs protezleri memenin mamografi, ultrasonografi veya MRI (manyetik rezonans görüntüleme) ile etkileşime girmez. Mamografi sırasında meme dokusuna baskı yapılması proteze zarar vermez. Mamografi cihazlarında meme protezi doz seçim programları kullanılarak detaylı görüntüler elde edilir. Muayene protokolünde mamografi ile birlikte ultrason muayenesi yapılması önerilir.

Mamografide bir sakınca var mı? Kanser riskini artırır mı?

Mamografi, X ışınlarının kullanıldığı bir yöntemdir. Alınan radyasyonun kansere neden olma olasılığı teorik olarak çok düşüktür. Günümüzde dijital mamografi cihazlarının yeni teknolojileri sayesinde muayene sırasında alınan radyasyon miktarı önemli ölçüde azalmıştır. Mamografi sırasında alınan radyasyon miktarı, uçakta uçarken güneş ışığından aldığımız radyasyonla neredeyse aynıdır. Hava yolculuğundan vazgeçecek miyiz?

Mamografiden önce nelere dikkat edilmelidir?

Mamografi muayenesi için ön hazırlık yapılmasına gerek yoktur. Deodorant tozu gibi kozmetik ürünler çekim sırasında kullanılamaz. Adet öncesi meme dokusuna aşırı duyarlılığı olan kadınlar için, ağrısız ve rahat çekim yapmadan postmenstrüel enjeksiyonların yapılması faydalı olacaktır.

Meme ultrasonu kimlere yapılır?

Göğüs ultrasonografisi, yoğun meme dokusu olan hastalarda tarama veya tanısal mamografi geçirmiş hastalarda ek muayene, koltuk altı bölgesinin (koltuk altı bölgesi) değerlendirilmesinde birincil prosedür ve biyopsi prosedürleri için bir kılavuz olarak yapılır.

Meme ultrasonu ne zaman yapılmalıdır?

Meme ultrasonografisi herhangi bir hazırlık yapmadan her an yapılabilen bir muayenedir. Bu test radyasyon içermediğinden hamilelik sırasında rahatlıkla yapılabilir.

40 yaş üstü kadınlar meme ultrasonu mu yoksa mamografi mi yaptırmalı? Göğüs ultrasonu 50 yaş ve üzerinde yapılabilir mi?

40 yaşından itibaren tarama amacıyla yıllık olarak mamografi çekilmesi gerekmektedir. Yoğun meme dokusunun olduğu durumlarda, mamografik duyarlılığın azaldığı durumlarda ve mamografi sonucu olan olgularda mamografiye ek olarak ultrasonografi yapılmalıdır. 50 yaş üstü kadınlarda her yaşta olduğu gibi ultrasonografi rahatlıkla yapılabilir.

Mamografi ne sıklıkla yapılmalıdır?

Mamografi muayeneleri 40 yaşından itibaren düzenli olarak yılda bir kez yapılmalıdır. Risk altındaki kadınlar için daha erken yaşta tarama önerilebilir. Bu konuda doktorunuza danışmanızda fayda var.

Göğüs kanseri olan bir aile üyesi ne sıklıkla taranmalıdır? Mamografi sadece yüksek risk altındaki kadınlar için uygun mu?

Ailesinde meme kanseri olan kişiler de 40 yaşından itibaren yılda bir kez mamografi ve ultrason çektirmelidir. Birinci derece akrabalarına 40 yaşından önce meme kanseri teşhisi konulan kadınlarda, yakın akrabalarda kanser tespit yaşından 10 yaş küçükken meme muayenesi yapılmalıdır. Bu nedenle, yakın akrabanıza 35 yaşında meme kanseri teşhisi konduysa, 25 yaşında düzenli olarak doktorunuzu görmelisiniz.

Yüksek risk altındaki kadınlar için yıllık aralıklarla rutin mamografi ve ultrasonografi ve meme MR taraması yaptırmaları önerilir. Bunun için hastaya yönelik riskin doğru hesaplanması önemlidir.

Meme ultrasonu hangi yaş grubunda yapılır?

Meme ultrasonu için yaş sınırı yoktur, tüm yaş gruplarında ve hamile hastalarda rahatlıkla yapılabilir.

hamilelik dönemi sorunu, hamilelerde görülen sorunlar, hamilelerin yaşadığı sorunlar

Hamilelik Dönemi Sorunları

Hamilelik sırasında geçici veya kalıcı yüksek kan şekeri seviyeleri

Hamilelik öncesi dönemde yüksek kan şekeri, insülin direnci veya şeker hastalığı gibi sorunlar olmasa da bazı anne adaylarının şeker seviyeleri yüksek olabilir. Bu, özellikle fazla kilolu kadınlarda ve ailesinde diyabet öyküsü olan hamile annelerde daha olasıdır. Annenin şeker seviyeleri kontrol edilmezse, bebek normalin üzerinde büyüyor ve bu da erken doğuma veya zor doğuma neden olabilir. Hamilelik sırasında yüksek şeker seviyeleri, gebelik diyabeti veya gebelik şekeri olarak adlandırılır. Gebelik diyabeti doğumdan sonra düzelebilse de özellikle gerekli önlemler alınmazsa tip 2 diyabete ilerleyebilir. Sağlıklı bir hamileliği olan bir kişinin açlık kan şekerinin 90 mg / dL’den fazla olmaması ve yemek sonrası kan şekerinin 120 mg / dL’den fazla olmaması beklenir. Bu değerlerin üzerindeki değerler kişinin gebelik diyabeti olduğunu gösterir. Ayrıca 24-28 haftalık hamilelik. 6 ila 10 hafta arasında yapılan bir şeker yükü testi (oral glikoz intolerans testi), yemek sonrası kan şekerindeki anormallikleri ve gizli şeker (prediyabet) olarak adlandırılan bir durumu kolayca tespit edebilir. Bu nedenle şeker testi doktorun önerdiği süre kadar yapılmalı, herhangi bir şeker seviyesi tespit edilirse doktor tavsiyesine uyulmalıdır.hamilelik dönemi sorunu, hamilelerde görülen sorunlar, hamilelerin yaşadığı sorunlar

Hamilelikte aşırı kilo alımı

Hamilelikte istek, bebeğin yeterince gelişemeyeceği korkusu gibi çeşitli durumlar nedeniyle aşırı gıda alımı meydana gelebilir. Hamilelikte beklenilmesi gereken kilo alma düzeyini aşan aşırı kilo alımı meydana geldiğinde anne ve bebeğin sağlığı tehlikeye girebilir. Aşırı kilo alımı, insülin direnci ve gebelik diyabeti riskini önemli ölçüde artırır. Ancak anne, obeziteye bağlı sırt ağrısı, kardiyovasküler hastalık gibi birçok sorun geliştirebilir. Bu nedenle gebelikte kilo alımının mutlaka bir hekim tarafından takip edilmesi ve hem anne hem de bebeğin bu süreci sağlıklı bir şekilde atlatabilmesi için yetersiz veya aşırı kilo alımının önüne geçilmesi gerekir.

Hamilelik sırasında anksiyete ve diğer psikolojik sorunlar

Hamilelik sırasında ortaya çıkabilecek birçok psikolojik sorun vardır. Bunun nedeni anksiyete veya hormonal dengedeki değişiklikler olabilir. Öncelikle psikolojik sorunların temelinde hamile kadınların çocuklarını kaybetme korkusu yatmaktadır. Başarısız geçmiş gebelik testleri, negatif tüp bebek tedavisi sonuçları, düşük veya ölü doğum öyküsü psikolojik sorunlara neden olur. Anne adayının sadece gebelik süreciyle ilgili değil, doğum sonrası süreçle ilgili kaygıları da psikolojik sorunlara neden olur. Anksiyete, her insanda olması gereken temel duygulardan biridir ve bir kişinin hayatta kalmasına izin verir. Ancak yüksek düzeyde kaygı insan psikolojisini olumsuz etkiler. Hamile insanlar kaygıları artarsa   kaygı yaşayabilir. Bunu önlemek için çevresel destek şarttır. Ancak anne adayı olumsuz düşüncelerden uzaklaşmalıdır. Hamilelik sırasında vücudunu dinlemek, panikten uzak yaşamak ve gelecekteki bebeğinizi hayal etmek anne adaylarını rahatlatır. Olumsuz düşünceleri reddetmek ve olumlu düşüncelere yönelmek, anne adayının her zaman psikolojik sağlığını korur.

ameliyatsız gençleşme, ameliyatsız yüz gençleştirme, ameliyatsız nasıl genç kalınır

Ameliyatsız Yüz Gençleştirme

Aynada gördüğünüz yaşlanma belirtileri, hücresel düzeyde meydana gelen olayların bir yansımasıdır. Yaşamın temel taşı olan hücrelerimiz, dokularımızı çeşitli kompleks mekanizmalarla onarır ve yeniler. Bununla birlikte, biyolojik olarak zamanın tüm etkilerine katlanan organizma yaşlanmaya başladığında, rejeneratif mekanizmaları düzgün çalışamaz. Cilt yaşlanmasının ana belirtilerinden biri, süreçte kollajen üretiminin azalmasıdır. Kolajen üretiminden sorumlu olan fibroblast adı verilen hücreler zamanla inaktive olmaya başlar. Bu sürecin ilk belirtileri: Kuruluk, kırışıklıklar ve ciltte sarkma. Bu durum kişinin olduğundan daha yaşlı ve yorgun görünmesine neden olur.ameliyatsız gençleşme, ameliyatsız yüz gençleştirme, ameliyatsız nasıl genç kalınır

30 yaşından sonra cilde güç veren kolajen lifler kırılgan hale gelir, kolayca kırılır ve sayıları yılda yüzde bir azalır. Yaşlandıkça, kolajen ve elastin liflerini bir arada tutan parçalanmış malzeme incelir. Deri altına da yayılan bu bağ dokusu hücreler arası boşluğu doldurarak dokuların şekillenmesini sağlar. Liflerin içinde yüzdüğü bu temel maddenin ana bileşeni hyaluronik asittir.

Plasma Lift hangi alanlara uygulanır?

Ciltteki kolajen miktarını artırarak cildi sıkılaştırır, yeniler ve aynı zamanda bir lifting etkisi sağlar. Enjekte edilebilir formda hazırlanan yeni nesil PDO (polidioksanon) ipler, plazma ve aktivatör kokteyli ile birlikte deri altına enjekte edilir. Yüzün herhangi bir yerine uygulanabilen Plazma Lift, yüzün ovaline netlik ve keskinlik kazandırılmasında ve incelmesinde etkili sonuçlar sağlar. Ayrıca çene bölgesindeki sarkıklığın giderilmesi, boyun ve dekolte bölgesinin gençleştirilmesi için de kullanılır. Üst dudak çizgilerini iyileştirmek ve çıkarmak için de en iyi seçimdir.

Uygulama nasıl biçimlendirilir?

Uygulamaların analizi ve belirlenmesi en önemli adımlardan biridir. Tedavi protokolü inceltme, sıkılaştırma ve büyütme ihtiyacına göre belirlenir ve kullanılan dikiş tipleri seçilir. Hücrelerinize enjekte edilen PDO iplikleri, hyaluronik asit, glisin ve prolin gibi esansiyel amino asitleri içeren özel bir kokteyl ile aktive edilir ve dokular kollajen üretmeye başlar.

Herhangi bir yan etki veya potansiyel risk var mı?

Öncelikle plazma kendi hücrelerinizden hazırlandığı için herhangi bir reaksiyon oluşmaz. Takılan ipler PDO yapısının bir parçasıdır ve uzun yıllardır cerrahi operasyonlarda kullanıldıkları için son derece güvenilirdir.

Plazma asansöründen sonra farkı ne zaman fark edeceksiniz?

Fark hemen görünür hale gelir, ancak zamanla sonuçları ortaya çıkar. Hücre göçü tamamlandıktan üç hafta sonra üçüncü ayın sonunda oluşmaya başlayan kolajen lifler, oldukça güçlü ve dayanıklı bir spiral yapıya dönüşür. 12-18 aylık bir süreçte etkilerini yoğunlaştırmaya devam ediyor. İşlemin uzatılması kişinin durumuna bağlıdır: en erken altı ay içinde ve en geç iki yıl içinde.

Kimin için uygundur?

Bu, kolajen dokusunun küçülmeye başladığı kişilerde 30’lardan itibaren yapılabilir. Bu yaş grubunda ağırlıklı olarak yüzü inceltmek ve yüzün ovalini keskinleştirmek için kullanılır. İleri yaş grubunda yüzdeki sarkıklığa bağlı olarak yüz üçgeninin bozulmasını tedavi eder.

tesettür elbise, tesettür elbise ile eşarp kullanımı, tesettürde şal kullanımı

Tеsеttür еlbisе ilе şal mı eşarp mı kullanılmalı?

Giyim tаrzlаrı аrаsındа son yıllarda оldukça fazla tercih edilen tesettür için önemli оlan iyi bir kombindir. Kişiler uyum ve düzenі sağlayabildiklеri süreсe tеsеttür elbiѕe оldukçа şık olabіlіrler. Sоn zamanlarda modаdаki yeri oldukçа аrtаn tesettür gіyіmіn kullanım аlаnlаrı dа оldukça fazladır.tesettür elbise, tesettür elbise ile eşarp kullanımı, tesettürde şal kullanımı

Teѕettür elbiѕe tercih ederken kişinin о elbiѕe іlе nereye gіdеcеğі ne tаrz bir mekana, toрlantıya vb. gideceği çоk önemlidir. Hеr elbise ilе her yеrе gіdіlmez. Bununla birlikte bіr de аksesuаr sеçiminе dіkkat еtmеk gеrеkir. Tesettür elbiѕe ile еşarp vе уa şal tercіh edіlіrken bаzı noktalara dіkkat etmek gerekіr. Eşarp ve yа şal arasından birinin seçіmі yaрmak zorunlu değildir. İkisi birlikte kullanılabіlmektedіr. Önemlі оlan kombin yaparken dikkatli оlmak ve sonuç olarak güzel ve uyumlu bir görünüm уаkаlаmаktır. Renk uуumu hakkında çeşіtlі söylentіler olmaktadır.  Tеk renk eşаrp vе şallar ѕon zamanlarda оldukça modаdır. Uyum için bu gereklidir. Fakat dеsеnli eşarр vе şallarda piуasada bulunabilir. Butikler ve mağazalarda bunları bulmak oldukçа kolaydır. Eѕkide giуim tаrzınа ait kıyafеtlеri bulmаktа kişilеr zorluk çekebilirdi. Fakat tesettür elbiѕe tercihi için bu zorluk artık оrtadan kаlmıştır. Son zamanlarda başarılı mоdacıların ve tekstіlcіlerіn de eğilimi ilе tesettür elbise piуasadaki konumunu уükseltmiş ve nоrmal de bu tarzda giyinmeyen kişileri bilе tеsеttür giyime yönelmiştir.

Şаl ve еşarp tercihi yарılırken kіşіnіn kıyаfeti іle uyumuna dikkat etmek ve yakışıр yakışmadığına, renk uyumunа bakmak gеrеkir. Bu rеnk uyumunu yakalamak çоk kolay değіldіr fakat düşünüldüğü kadar zor da değildir. Önemli оlan birkaç nokta vardır bu noktаlаrı iyi yakalamak gerekir. Bunlar yakalandıktan sonra kişilеr уakında da ki inѕanlardan уardım alabilirlеr. Bu sayede sоn adım atılır ve kişinin giуimi hazır hale gеlmiş оlur. Tesettür giуim de bіr dіğer önemli aksesuar da ayakkabılardır. Bu аyаkkаbılаr tercіh edilirken kіşіlerіn ayakkabıları iyi аrаştırmаsı gerekir. Araştırmalar sonuсu elde edilen giyimlerin hеr zaman sağlıklı olunacağı bіlіnmesі gerekir. Giyim çоk önemlidir vе buna uygun davranılmalıdır.

mide yanması, mide yanmasına iyi gelen yiyecekler, mide yanmasına sebep olan yiyecekler

Mide Yanmasına Ne İyi Gelir?

Siz değerli okuyucularımıza mide yanmasına tedavisi, mide yanması neden olur gibi konularda bilgi vermeye çalışacağız.

Mide Yanması Nedir?

Mide yanması kısaca; midede ortaya çıkan ekşime ve yanma hissine denir.

Yediğimiz yiyeceklere göre ara sıra mide yanması hissetmek olağan bir durumdur. Midem yanmasında yalnızca mide değil gırtlakta da yanma hissi olabilir. Mide yanmasının en önemli sebebi, tüketilen yiyecekler ve içeceklerdir. Mesela tadı acı olan gıdaları tüketmek mide yanmasını tetikleyebilir.mide yanması, mide yanmasına iyi gelen yiyecekler, mide yanmasına sebep olan yiyecekler

Mide Yanmasına Ne İyi Gelir?

Böyle can sıkıcı bir problemi geçirmek için ilk olarak süt içilebilir. Kuvvetli bir yanma hissi yoksa süt çok etkili bir içecektir. Fakat buna rağmen mide ağrısı devam ediyorsa mide yanmasını giderecek ilaçlarda kullanılabilir.

Mide Yanmasına Neden Olan Yiyecekler

Alkol

Çikolata

Greyfurt

Yağlı besinler

Kahve

Mide Yanmasına İyi Gelen Yiyecekler

Ekmek

Muz

Ispanak

Elma sirkesi

Karnabahar

Sarı leblebi

Lahana

Patates

Mide Yanması Nasıl Geçer?

Mide yanmasını tedavi etmek için evde bitki karışımları hazırlayarak önlem almaya çalışabilirsiniz. Örneğin kekik çayı ve zencefil çayı ağrınızı yok edebilir. Bu bitkisel çayların metabolizmaya yardımcı olacağı bilinir. Bitkisel çayları hazırladıysanız soğuduktan sonra içilmesine dikkat edin. Ayrıca 1 çay kaşığı balı bir miktar tarçınla karıştırıp yerseniz mide ağrınızın zamanla yok olduğunu göreceksiniz. Ayrıca dik bir şekilde oturup elinizle midenize geniş dairesel hareketlerle masaj yaparak ağrınızı hafifletebilirsiniz.

Hamilelikte Mide Yanması

Hamileliğin ilk başlarında genellikle bulantı olurken ilerleyen zamanlarda bu bulantı yerini mide yanması ve ekşimesine bırakır. Bu durumun sebebi genelde bebeğin büyüyerek mide üzerine baskı yapmasıdır. Sonucunda mide asidi yemek borusuna doğru geri kaçar. Böyle bir durumda hamile kadınlar ilaç içemediği için maalesef ilaç desteği alamaz.

Bu sebeple hamile kadınlar;

3 ana ve 3 ara öğün halinde yemek yemeye özen göstermeli

Yemeklerini yavaş ve küçük porsiyonlar halinde yemeli

Baharatlı ve asitli gıdalar tüketmemeye dikkat etmeli

Karın kısmını rahatsız edecek kadar dar olan giysiler giymemeli

Alkol, kahve ve çikolata gibi gıdalar mide yanmasını tetiklediği için bunlardan kesinlikle uzak durmalı

Yatmadan önce bir bardak ılık su içmeli

Mide Yanmasının İlacı

Rennie, Riopan, Bismomagnesie gibi eczanelerden temin edebileceğiniz birtakım ilaçlar mevcut. Bu ilaçların çiğneme tableti ya da duruma göre toz şeklinde tüketilmesi öneriliyor. Mide yanmasından muzdarip olan kişi öncelikle bitkisel yollarla sıkıntısını gidermeye çaba göstermeli, bu yollardan çözüm bulunmadığı taktirde mutlaka bir uzmana başvurulmalıdır.

dondurulmuş yiyecekler, dondurulmuş yiyecek yemek, dondurulmuş yiyeceklerin zararları

Dondurulmuş Yiyeceklerin Zararı Var Mı?

Dondurulmuş gıdalar ülkemizde tüketicilerin en çok korktukları gıdalar arasında yer almaktadır. Herhangi bir süpermarkete gittiğinizde ne kadar az kişinin dondurulmuş sebze, meyve veya et ürünlerine baktığını dikkate alırsanız siz de bunu fark edersiniz. Dünyanın her yanında kişi başı donmuş gıda tüketimi onlarca kiloyu bulabilmektedir. Fakat bu durum Türkiye’de bir kilo bile değildir. Dolayısıyla biz de dondurulmuş yiyecekler zararlı mı sorusunun cevaplarını sizler için araştırdık.dondurulmuş yiyecekler, dondurulmuş yiyecek yemek, dondurulmuş yiyeceklerin zararları

Dondurulmuş besinler aslında toplandıktan hemen sonra kısa sürede dondurulduklarından dolayı herhangi bir şekilde bakteri üremesine imkan vermiyor ve dolayısıyla uzun sürelerle sağlıklı bir şekilde tüketilmektedir. Fakat bu konudaki en büyük risk gıdaların taşınması esnasında yaşanabilecek soğutma sorunları ve saklama koşullarının durumudur. Zira taşınırken doğru soğutmalı araçlarda taşınmayan dondurulmuş gıdaların çözünmeleri ile yeniden dondurulmaları onları sağlık risklerine açık hale getirebilmektedir. Bunun yanında marketlerde yaşanacak elektrik kesintilesi gibi durumlar da istenmeden çözünebilecek dondurulmuş gıdalara bir örnektir. Bu nedenle dondurulmuş gıdalarınızı alırken güvenilir ve özellikle kalitesi bilindik marketleri tercih etmek gereksiz risklerle karşılaşmanıza engel olabilir. Ancak bu ürünleri evde çözdürürken de çok dikkatli olmanız gerekmektedir. Dondurulmuş yiyecekleri çözmek için gerek su geçirmez kendi poşeti içerisinde akan suyun altında tutmalısınız gerekse de mikrodalga fırınların ürün çözme modu kullanılmalıdır. Zaten bu gıdalar temel olarak mikrodalgada çözülmek üzere hazırlanmaktadırlar ve Türk tüketiciler ise mikrodalga taraftarı olmadıkları için bu ürünlerden faydalanamamaktadırlar. Yavaş yavaş çözdürme yöntemleri ise maalesef gereksiz bakteri üremesine yol açabilmektedir. Bunun yanında gıdaların tadının da azalmasına neden olabilir.

Her ne kadar birçok üretici dondurduğu bu gıdalara koruyucu maddeler eklemekten kaçınsa dahi bazı üreticiler trans yağlar, sülfit, tuz, monosodyum glutamat gibi çeşitli ürünlerle gıdaların korunmasını arttırmaya çalışılmaktadır. Bu tip koruyucu ürünler ise aşırı tüketim sonucunda sağlığa zararlı hale gelmektedir. Almadan önce ürün paketindeki açıklamaları okumalısınız koruyucu ürünlerden korunmanız için yeterli olmaktadır. Özellikle genetiği değiştirilmiş sebze meyvelerden hazırlanan dondurulmuş yiyeceklerin GDO hassasiyeti olanları rahatsız edebilmektedir. Bu sebeple dondurulmuş gıdanın üreticisini arayabilir ve ürünlerinde genetik olarak oynanmış şeyler olup olmadığını onlara danışabilirsiniz.

Cips, Cips yapılışı,Cipsin içindeki malzeme

CİPS NEYLE YAPILIYOR?

Cips, herkesin günlük hayatta tükettiği mısır ya da patates özünden oluşan çerezlere verilen isimdir. Cips iki çeşittir, mısır cipsi ve patates cipsi. Patates cipsi en çok tercih edilen cipsidir.  Cipsler fabrikalarda tonlarca patates ve mısırların soyulup, temizlenip, işlemlerden geçmesiyle oluşur. Bu oluşum sonrasında da paketlenip,  marketlere ve satış noktalarına ulaştırılır. Fakat siz evinizin rahatlığında kendi cipsinizi yapmak istiyorsanız bu seçenekte mümkündür. Ev yapımı patates cipsileri, hem daha sağlıklı hem de daha güvenilir. Ama siz hazırını tercih ederseniz de kaliteli bir marka almak ve alırken içerisinde bulunan doymuş yağ oranına bakmak yararınıza olacaktır. Ayrıca cips yapılışı hakkında merak ettiğiniz konular da bilgi almak istiyorsanız, yazımızın devamını okuyabilirsiniz.Cips, Cips yapılışı,Cipsin içindeki malzeme

Patates cipsi yapımında kullanılacak patateslerin taze ve kızartmalık olması gerekir. Aksi taktirde yemeklik patates yağı çeker ve ağzınıza yağlı bir tat gelir. Cips yapımındaki diğer etmen ise patateslerin ince dilimli ve en az € oranında nişastadan arındırılmış olması gerekir. Patates cipsi yapılırken kesilen dilimlerin kalınlığı da önem taşır. Yani dilimler olabildiğince ince olmalıdır. Zaten üretim yapan fabrikalarda bu saydıklarımızın hepsini ayarlı olarak çalışan makineler gerçekleştirmektedir. Eğer evde cips yapmak istiyorsanız, siz de evde kendi patates cipsinizi yapabilirsiniz. Cips yapmak oldukça kolay ve az zamanınızı alan bir işlemdir.

Evinizin rahatlığında sağlıklı cips yapmak istiyorsanız, ilk olarak kızartmalık patates ve tuzlu suyunuzu yanınıza getirmeniz gerekiyor. Cips içindeki malzeme ise genel olarak, kızartmalık patates, sıvı yağ ve tuzdur. Eğer bu malzemelere sahipseniz, evinizde patates cipsi yapabilirsiniz. İlk olarak patatesleri soyup ince ince doğramanız gerekiyor. Bunun için, size salatalık soyacağı en iyi yardımcıdır. Daha sonra bir kaba tuz ve su koyarak, ince dilim patateslerinizi 1 dakika bekletmeniz gerekiyor. Suyun içinden alıp 1 dakika başka bir kapta beklettikten sonra en az 3 su bardağı olan kızmış yağınızın içine atmanız gerek. Tabii kızartma tencereleri ve süzgeçleri sizin işinize çok yarayacaktır. Daha sonra 2 dakika kadar kızartıp, peçte ile kaplanan kabınıza alarak servis yapabilirsiniz.

ramazanda nelere dikkat edilmeli, ramazan ayında sağlığı koruma, ramazanda nasıl beslenilmeli

RAMAZAN AYINDA SAĞLIK İÇİN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Ramazan ayı yaklaşıyor. Doğru ve düzgün beslenmenin alışkanlık haline gelmesi için ramazan ayı güzel bir fırsattır. Ramazan ayında bilinçsiz beslenmeniz kilo almanıza ve sağlıksız olmanıza neden olabilmektedir. Ramazan ayında öğün sayımız doğal olarak alarak azalır. Öğün sayısının azalması ile metabolizma yavaşlayabilir ve bu da zamanla kilo alımına sebebiyet verebilir. Ramazan ayında öğünümüzün 2’ye inmesi zorunlu olduğundan, yapılacak şey tüketilen yiyeceklere dikkat etmek olacaktır. Orucun yaz aylarına denk gelmesi, oruç tutma süresini uzatmaktadır. Üstüne bir de sıcak hava gelince sağlık açısından bozulmalar yaşanabilir. Bu nedenle iftar ile sahur arasında ara öğünler de yenilmelidir. İftar sofrasında 20 dakika gibi bir süre oturulmalı ve lokmalar yavaş çiğnenerek yutulmalıdır. Yani sözün kısası yemek yavaş yenmelidir.ramazanda nelere dikkat edilmeli, ramazan ayında sağlığı koruma, ramazanda nasıl beslenilmeli

Kızartmalardan uzak durulmalıdır

İftar sofralarımızı çok çeşitli yapmaya özen gösteririz. Misafirliğe gider ya da eve misafir davet eder güzel çeşitli sofralar kurarız. Fakat bu sofralardaki yemeklerin ağır olmamasına sağlığımız açısından dikkat etmeliyiz. Ramazan ayından kızartmadan uzak durmalıyız. Ayrıca hamur işi, hamurdan yapılan tatlılardan uzak durmak gerekmektedir. Örneğin beyaz ekmek yerine esmer ekmek yemek daha tok tutabilir. Pirinç pilavı yerine bulgur pilavı yemek de sağlığınız için daha yararlı olacaktır. Salata yemek ya da süt ürünleri tüketmek kan şekerimizi yükseltir ve tokluk hissi yaratır. Bu nedenle bu yiyecek ve içecekleri tüketmemiz yararımıza olacaktır. İftar ile sahur arasında bol su içmek de önemlidir. Ayran, sade maden suyu, bitki çayları da tüketmeniz sıvı ihtiyacınızı karşılayacaktır.

Mutlaka sahur yapın

Çoğu insan uykusunu bölmemek amacıyla sahura kalkmaz ve yemeden oruç tutar. Bu durum çok zararlıdır. Gece yiyerek yatmak çözüm değildir. Sahura kalkmak ve sahurda yemek yemek açlık saatini azaltır doğal olarak da kan şekerimiz dengelenir. Sahurda ağır yemekler yememek gerekir. Ağır yemekler yerine, haşlanmış yumurta, az yağlı peynir, zeytin, esmer ekmek, süt ve bitki çayı içmek hem tok tutar hem de sağlıklıdır. İftar ile sahur arasında da kuru meyve yemek yarar sağlayabilmektedir