Kategori arşivi: Sağlık

over kist, over kist ne demek, over kist tedavisi

Over Kistleri Nedir?

Over (yumurtalık) kistleri her yaştaki kadınların ortak sorunlarındandır. Oldukça yaygın bir hastalık olan bu sorunda bazı hastalar bunun farkında olmadan yaşamaya devam etmektedirler.over kist, over kist ne demek, over kist tedavisi

Birçok zaman over kistleri iyi huyludur. Over kistler 20 ila 45 yaş arasındaki kadınlarda görülür ve muayane yada ultrason ile elde edilen bulgular bazı kan tahlilleri de bunun tanısında yardımcı olur. Bu kistler her zaman kısırlık sebebi değildir ve oluşumları da hormonal düzensizlikse eğer infertilite görülebilir. Fakat over kistleri ile gebelik oluşacağından dolayı gebelik anında over kistleri de oluşabilir.

Yumurtalık kistleri dokulardan kaynaklanan sıvı dolu içidir ve boylar iki santim ile otuz santim arasındadır.

Over kist nedenleri ve sebebleri : Çok sıkça görülen hormonal düzensizliklerdir. Adet dönemlerinde overlerin içinde yumurta hücrelerini taşıyan ve boyları üç santim olabilen folekül kistleri oluşur. Bunların çatlaması ile birlikte yumurta meydana çıkar. Kadınlar gebe kalmazlarsa eğer 2 hafta sonra kadın adet görür. Hormonal düzensizlikler de yumurtaları taşyan kistler çatlamazlar yada sabit kalırsa eğer ki büyümeye devam ederek basit kistler çok fazla folekl kistleri oluşur. Over iltihapları da çok fazla radyasyona maruz kalmada over kistlerine neden olabilir.

Over kistin belirtileri : Her zaman hepsi belirti vermezler ve adet gecikmesi yada düzensiz kanamalar ile şikayet meydana gelir. Over dokusunda gerginlik oluşarak o bölgelerdi kasık ağrıları yada çok hızlı büyür ve karında şişlik yapar. Over kistler adet gören bayanlarda görülür ve adet dönemi başlamadan genç kızlarda ve menopozdaki kadınlarda da nadiren görülebilir. Ailesinde yumurtalık kanseri ve rahim kanseri olan kadınlar da r vardır.

Bu kistler çocuk yapmayı engeller mi yada kötü huylu mudur? Bir çok kist iyi huyludur. %85 oranda iyi huyludur ve 20-45 yaş arası kadınlarda görülür. Bir tek taraflı düzgün ve mobil yüzeylilan kitleler iyi huyludur. Çift taraflı ve katı yapışık olan düzensiz olanlar hızlı büyüyenler de kötü huyludur. Muayane sonrasında elde edilen bulgularda bazı kan tahlilleri tanıyı ayırır. Her zaman kısırlık sebebi değildir. Gebelik zamanında da over kist görülebilir. İlk gebelik ayları içerisinde gebeliğin devamı için gereken hormonları salgılayanlar ve boyları bazen on santim civarında olan kistler oluşabilir fakat gebelik ilerledikçe de küçülürler ve bunrı takip etmek gereklidir.

Kistlerin teşhisi : Bunun için muayene ve ultrason gereklidir.

Over kist tedavisi : Cinsine göre tedaviside değişir ve bazı kistler için genel takip gerekir ve bu durumda doğum kontrol hapları kullanmakda kistlerin küçülmesini sağlar. Doğum kontol hapları yumurtalıkların çalışmasını durdurur. On santimi geçenler küçük olanlarda büyüyenler ve kan testlerinde kötü huylu olma durumları olanların da ameliyat ile alınmaları gereklidir. Ağrılı olanlar ve kötü huylu olan durumlarda cerrahi işlem uygulanabilir.

USG’de büyük olan kistler, çok odalı kistler yada kan akımındaki artma kanser belirtisidir. Kötü huylulan kistlerden şüphelendiğinizde hastaların yaşı ne olursa olsun ameliyat yapılması şarttır. Eğer menopoz sonrasındaki kadınlarda rastlanan kistlerde önemlidir ve bunlar kötü huylu olabilir risk vardır.

Kistler yeniden tekrarlayabilir ve bunlar cinsine göre değişim gösterir. Hastalar altı ay takibe alınırlar.

grip tedavisi, grip nasıl tedavi edilir, terleme ile grip tedavisi

Gribin Kesin Bir Tedavisi Var Mı?

Viral rinit olarak bilinen yaygın soğuk algınlığı ve grip insanlardaki en yaygın enfeksiyonlar arasındadır. Birincil olarak birkaç virüs ailesinin neden olabileceği bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Soğuk algınlığının yüzde 40’ına kadar sorumlu olan virüs ailesine rhino virüsü denir ve 100’den fazla farklı virüs türü vardır.grip tedavisi, grip nasıl tedavi edilir, terleme ile grip tedavisi

Sık görülen soğuk algınlığı belirtilerine bu kadar çok virüse neden olabileceğinden, enfeksiyon için basit bir tedavi geliştirilemedi. Sık görülen soğuk algınlığı, hastalığı daha uzun süre hasta hale getirebilen, daha şiddetli semptomlara sahip olan ve hastaneye kaldırılmasına veya pnömoni de dahil olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına yol açabilecek grip ile karıştırılmamalıdır.

Gribin kesin tedavisi yoktur, ancak evde kendinize şu konularda yardımcı olabilirsiniz:

  • dinlenmek, bol miktarda sıvı içmek ve sağlıklı beslenmek.
  • Herhangi bir ateş veya rahatsızlığı azaltmak için evde parasetamol veya ibuprofen gibi ağrı kesicileri bulundurmak.
  • Tıkanık bir burnu hafifletmek için dekonjestan spreyler veya tabletler kullanmak.
  • Tuzlu suyun yıkanması ve mentollü tatlılar üzerine emilme gibi ilaçları denemek.

Birçok ağrı kesici ve dekonjestan reçetesiz olarak eczanelerden temin edilebilir. Büyük çocuklar ve yetişkinler için genellikle güvenlidirler, ancak bebekler, küçük çocuklar, hamile kadınlar, belli sağlık koşullarına sahip kişiler ve diğer bazı ilaçları kullananlar için uygun olmayabilirler. Emin değilseniz bir eczacı ile konuşun.

Çeşitli tıbbi tedavileri kullanarak soğuk algınlığı semptomlarını iyileştirmeniz mümkün olsa da, hastalıkları tedavi edemez, kısaltmaz veya önlemezler. Kendinizi rahat hissetmeye çalışın ve mümkün olduğunca fazla dinlenin, çok miktarda sıvı alıp ve belirtileri tedavi etmeniz önerilir.

Grip belirtilerini tedavi etmek için yaygın yollardan bazıları şunlardır:

  • Boğaz ağrısını gevşetmek için ılık tuzlu suyla gargara yapmak.
  • Uçucu yağlar ve bitkisel aromalar içeren veya içermeyen sıvıların buharın teneffüs edilmesi burun tıkanıklığını geçici olarak rahatlatabilir.
  • Dekonjestanlar içeren OTC ilaçları tıkanıklığın tekrar canlanmasına ve sekresyonların önlenmesine yardımcı olur. Boğazda mukus tarafından tetiklenirse öksürüğü durdurmak için de kullanılabilirler.
  • Antihistaminikler, sulanmış gözlerin ve burun akıntılarının semptomlarını gidermek için kullanılır.
  • Bazı çalışmalara göre, çinko pastilleri soğuk algınlığı semptomlarının süresini kısaltabilir.
meme kanseri belirtileri, meme kanseri nasıl anlaşılır, meme kanserinin anlaşılması

Meme kanseri belirtileri nelerdir?

Meme kanseri belirtileri – Meme dokusunda meydana gelen, kontrolsüzce bölünerek çoğalan kötü huylu hücrelerin neden olduğu hastalık meme kanseri olarak adlandırılmaktadır. Meme kanserinde ölüm riski diğer kanser türlerinde olduğu gibi mecvuttur.

Meme kanserinin erken tanısında, hastalığı yenme yüzdesinin de oldukça yüksek olması, meme kanserini diğer bazı kanser türlerinden ayıran en önemli noktadır. Bu yüzden sivil toplum örgütleri her yıl tüm dünyada meme kanseri farkındalık günleri düzenlenmektedir. Sanatçılar, devlet yönetimleri ve ünlülerde bu farkındalık kampanyalarına destek vermektedirler.meme kanseri belirtileri, meme kanseri nasıl anlaşılır, meme kanserinin anlaşılması

Meme dokusunun hassas olması nedeni ile fizyolojik olarak belirtileri ile de erken tanı imkanı meme kanserinde mümkündür. Kendi içerisinde bir kaç farklı türe ayrılan meme kanseri belirtilerinin sırasında değişiklik gösterebilmektedir. Yine de meme kanseri belirtileri arasında yer alan ortak bulgular ise aşağıdakiler gibidir;

Son dönemlerde memeler arasında ortaya çıkmış boyut farklılıkları,

Memede ve kol altında ele gelen geçmeyen ağrısız yumrular, şişlikler,

Memelerde içe çökme ya da portakal kabuğu görüntüsü

Bir meme başından gelen kanlı akıntı,

Deride ortaya çıkan lezyonlar (yaralar, çökmeler, renk değişiklikleri, kabarıklıklar)

Yukarıda bahsettiğimiz belirtilerden bir ya da birkaçı dikkatinizi çekerse, vakit kaybetmeden konusunda uzman bir doktora danışılmalıdır. Ağrı meme kanserinde tek başına bir bulgu değildir. Genelde fibrokistik hastalıkta menstural dönemden kaynaklı hormonal değişimler, memede oluşan ağrıların sebebi olabilir. Memede ağrı hissettiğinizde başka hastalıklar için sorun teşkil edebileceğinden herhangi bir sorun olup olmadığını öğrenmek için, doktorunuza başvurmalısınız. Erken tanı konulup, doğru tedavi uygulandığı takdirde meme kanseri korkulması gereken bir hastalık değildir ve iyileşme yüzdesi oldukça yüksektir. Ayda bir kendi kendine meme muayenesi bu konuda tek yapmanız gereken işlemdir.

saçta egzama oluşması, egzama nedenleri, egzama tedavisi

Saçta Egzama Oluşması Sebepleri

Dış görünüm üzerinde çok büyük etki yarattığı için saç derisi hastalıkları insanların psikoloji üzerinde olumsuz etkiler yaratır. Özellikle kişinin yaşadığı saç derisi egzama sorunu, ilerleyen aşamalarda kabuk tutan yaraların saç köklerini etkilemesine neden olarak saçların dökülmesine kadar gidebilmektedir. İnsan görüntüsünde saçların en etkili vücut parçası olduğu düşünülürse, saçta kaşıntı ile başlaya saç derisi egzama hastalığının saç dökülmesine neden olması oldukça kötü bir durumdur. Saçta egzama tedavi edilebilen bir hastalıktır ancak bazı durumlarda kişinin saç derisi egzama için genetik olarak müsait bir yapıda sergileyebilmektedir.saçta egzama oluşması, egzama nedenleri, egzama tedavisi

Saçta egzama tedavi yöntemleri üzerine araştırma yapan bilim adamlar, saçta egzama bitkisel çözüm yollarına yönelmiştir. Egzama şifalı bitkiler ve otların sahip olduğu doğal özler ile önemli ölçüde iyileştirilebilen bir hastalıktır. Saçta egzama tedavisi sürecinde hastanın bitkileri sorunlu saç derisine uygulaması ile kısa süre içerisinde olumlu sonuçlar alması mümkündür.

Ayrıca saçta mantar oluşumlarına da iyi gelen bitkiler, saçta kaşıntı oluşumunu önemli ölçüde azaltmaktadır. Saçlarda egzama görülmesi insanlar arasında oldukça yaygın bir durumdur. Ancak egzama şifalı bitkiler ile tedavi edilmeye başlamadan önce kişinin çabuk fark etmesi oldukça önemlidir. Saçlar nedeni ile saçta egzama oluşumlarını göremeyen hasta, saçta egzama tedavi sürecine de geç başlamaktadır. Kepek sorunu gibi basit şikâyetler ile karıştırılan saç derisi egzama hastalığı, hastanın deriyi kaşıyarak daha da kötü bir hale gelmesine kolaylıkla neden olabilmektedir. Saçlarda egzama sorunu yaşayan hastalara kimyasal içerikli şampuanlar tavsiye eden doktorlar, hastaların saç derisini kaşımaması gerektiğini de özellikle belirtmektedir. Saçta egzama tedavi sürecini olumsuz yönde etkileyen kaşıma alışkanlığı, ayrıca tırnakların bakteri yerleşimine müsait olması nedeni ile saç derisi egzama oluşumlarına mikrop bulaşmasına da neden olmaktadır. Bunun sonucu olarak saçta egzama tedavi süresi uzayarak hastanın iyileşmesini de büyük ölçüde geciktirmektedir. Saçta egzama tedavi edilirken hastaların kaşıntı hissi ile baş edebilmesi, hastalığın çok daha kısa süre içerisinde iyileşmesini etkileyen en önemli etkenlerden birisidir. Bir diğer etken de hastanın stresten mümkün olduğunca uzak durmasıdır. Zira stres, saçta egzama tedavi sürecini olumsuz etkileyen bir faktörüdür.

artirit belirtileri, artirit hastalığı tedavisi, artirit tedavi yöntemleri

Artirit Belirtileri ve Tedavisi?

Artirit, dünyada en sık rastlanan kronik hastalıklardan biridir. Tüm araştırmalara rağmen, henüz kesin tedavisi bulunamamıştır. Tüm yapılabilen, aspirin v.b. ağrı kesiciler uygulamaktır.

Ayurveda’ya göre, artirit, öncelikle bir “VATA*”(hava) hastalığıdır ve eklemlerde biriken toksinlerin ortaya çıkardığına inanılır. Ayurveda’da artirit’e, iyi sindirilememiş besinlerin neden olduğu görüşü hakimdir. Sindirim bozukluğu, kolonları(kalın barsağı) zayıflatır, ortaya çıkan toksinler kemik ve eklemlere itilir. Artirirt ortodoks tıpta, vücut savunmasının vücuda saldırması olarak bilinir. Yani bir otoimmün hastalığıdır.artirit belirtileri, artirit hastalığı tedavisi, artirit tedavi yöntemleriBoswellia Serrata, Hindistanın dağlık yörelerinde bulunana orta büyüklükte bir ağaçtır. Ağacın reçinesi(bir çeşit guggul-yograj guggul’a bakınız) arıtılarak elde edilen bir bileşiktir, Hindistanda, kronik yangılı artirit tedavisinde kullanılır. Son yüzyılda boswellia serrata’nın etkisi yaygın biçimde araştırılmıştır. Bu çalışmalar, romatizmal olaylarda, boswellik asidin çok etkili olduğu, ve bir yan etkisinin bulunmadığını göstermiştir. Tedavide kullanılan aspirin gibi Nonsterodial anti-inflamatuar ilaçların ise ciddi yan etkileri olduğu bilinmektedir.

Hindistan bilim ve endüstri Şurası, romatizmal hastalıklara iyi gelecek, yan etkisiz, bitkisel kökenli, anti-inflamatuar bileşikler bulmak için bir dizi çalışma yapmıştır. Bunun sonucunda, boswellik asidin, non-sterodial anti-inflamatuar, yararlı, ancak daha az yan etkili bir ajan olduğu kararına varılmıştır.

Bilinen, nonsterodial anti-inflamatuar, romatizma ilaçları olan, Ketoprofen ve Phenylbutazone’a karşı, mukayeseli bir çalışma yapılmıştır. Yaşları 5-75 arasında değişen 175 romatizmalı artirit hastasına, Boswellia(günde 450-750 mg boswellik asit)  verilmiş, hastaların %97 sinde orta ve ileri derecede iyileşme gözlenmiştir. Uygulanan tedavi, şiş eklemlerde, sabah tutukluklarında, haraket güçlüğünde ve diğer fiziksel performansların gelişmesinde ve ağrıların azalmasında etkili olmuştur.
Bu hastaların hiçbirisinde şikayete neden olacak bir yan etki gözlenmemiştir. Semptonlardaki bu gelişmeler, tedavinin 3 veya 4’üncü haaftasında izlenmiştir.

idrar yaparken yanma, idrar yaparken yaşanan yanma sorunu, idrar yolu sorunları

İdrar Yaparken Yaşanan Sorunlar

İdrar yaparken ağrı, sık idrar yapma ve idrar tutulması (idrar torbasının tam olarak boşalmaması) idrar zorlukları kapsamına giren başlıca sorunlardır. Bunlar çoğu zaman tıbbi müdahale ve hatta ameliyat gerektirir. Ancak, pek çok durumda, kişinin kendi kendine uygulayabileceği doğal ilaçlar doktorun uyguladığı tıbbi tedaviye destek olarak tedavinin etkisini artırır.idrar yaparken yanma, idrar yaparken yaşanan yanma sorunu, idrar yolu sorunları

İnsanların pek çoğu, içtiği sıvı miktarına ve ne kadar faal olduğuna göre günde dört ila altı kere idrara çıkar. Sık idrar yapma problemi çok sıvı içmekten, idrar yolu iltihabından, mesane taşlarının tahriş olmasından, prostat bezinin büyümesinden, zorlanmadan, idrar torbasının aşırı dolu olmasından, diyabet hastalığından veya anksiyeteden kaynaklanabilir. Genellikle yanma veya sızlama diye tarif edilen idrar yapma sırasındaki ağrıya ise idrar yolu iltihabı veya diğer bir iltihap, vajinal mantar enfeksiyonu, penis iltihabı veya böbrek ya da mesane taşları neden olabilir.

Yaşlı erkeklerde, prostat bezinin büyümesi nedeniyle yavaş veya ince bir akıntı halinde idrar çıkarma sorunu sık görülür. Bu semptoma yaşlı kadınlarda da, muhtemelen mesane duvarındaki kasların (detrusor) zayıflaması nedeniyle rastlanır. İdrar yapamama (idrar tutulması) sorunu genellikle erkekleri etkiler. Bunun nedeni de; yolda bir engel bulunması (taş veya mesane ya da idrar yollarında bulunan doğuştan anatomik bir anomali), sünnet derisinin sıkması veya prostat bezinin büyümesi olabilir. İdrar tutulması, hamilelikte veya rahimde miyom olduğu zaman idrann çıkış yoluna baskı uygulandığı için bazen kadınlarda da görülebilir. İdrar yapmada karşılaşılan bazı sorunlar da, multipl skleroz (MS)hastalığında olduğu gibi uzun zamandan beri var olan bir sinir sistemi bozukluğundan kaynaklanabilir.

Korunma

  • Bol su için. Kahve, çay ve kola gibi kafeinli içeceklerden uzak durun; bunların diyüretik etkisi aşın miktarda idrar çıkarmaya neden olur.

Sistit veya böbrek taşı gibi durumlarda faydalı olan hafif diüretik etki için yoğurtotu veya ayrıkotu çayı için ya da tentüründen kullanın.

  • Flavonoid, selenyum, çinko, bitkisel hormonlar, A, C ve E vitaminleri içeren yiyecekler yiyerek sağlıklı beslenin. Bunlar enfeksiyonlara karşı direncinizi artırır, kaslarınızın, sinirlerinizin ve vücuttaki diğer dokuların iyi durumda olmasını sağlar ve prostat büyümesi ile rahimde miyom oluşma ihtimallerini azaltır.
  • Kabızlık idrar torbasına basınç uyguladığından, bunu önlemek için lif bakımından zengin yiyecekler tüketin.
  • Fazla kilolannızı verin; karın bölgesinde biriken yağlar idrar torbasına baskı yapar.
  • Durağan idrarda enfeksiyon oluşmaması için idrar torbasını düzenli olarak boşaltın.
  • Anksiyeteyi önlemek için yoga, derin nefes alma ve diğer gevşeme egzersizleri gibi stres yönetim teknikleri uygulayın.
  • Her yaşta kadının, idrar yolu ve üreme organlarını destekleyen kasların gücünü koruması için pelvis zemini egzersizleri yapması gerekir.
  • Sigara içmeyin veya hiç değilse azaltın; sigara dumanındaki kadmiyum böbreklerde birikir ve taş oluşumunu tetikler. Aynı zamanda, sigara mesane kanserlerinin bazı türleri için de bir risk faktörüdür.

Tedavi (Doğal Yöntemler & Bitkisel Çözümler)

Uygun tedavi rahatsızlığın temelinde yatan soruna bağlıdır. Ancak, idrar zorluğu çeken herkes “Korunma” başlığı altındaki tavsiyeleri ve rahatsızlığı için önerilen tedaviyi uygulamalıdır.

Ne Zaman Tıbbi Yardım Gerekir?

  • İdrar yaparken ağrı varsa veya bir akıntı olursa.
  • Bol idrar çıkardıktan sonra olağanüstü bir susama olursa.
  • Semptomlar şiddetli ise veya birkaç günden fazla sürerse.
  • Semptomlarla birlikte alt karın bölgesinde veya erkeklerde apış arasında ağrı olursa.
  • İdrar pembe renkte, bulanık veya kanlı ise.
  • Bir bebek veya çocukta idrar zorluğu olursa.

Acil Durum

  • Hiç idrar yapamıyorsanız.

AKNE’Yİ HAYATINIZDAN SİLİN

“AKNE’Yİ HAYATINIZDAN SİLİN”

Genç, yaşlı, erkek, kadın herkesin istediği sağlıklı görünen güzel bir cilttir. Ancak pek çok nedenden dolayı, cildimiz, arzu ettiğimiz hoş görüntüsüne kavuşamayabilmektedir. Bu nedenlerden en önemlisi, en sık karşımıza çıkan “AKNE” hakkında öğrenmek istediklerinizi, aknenin tedavi edilebilir olduğunu, güvenilir ve yeni tedavi şekillerini 2000 yılının son sayısı için uygun buldum.
Akne, basit tanımıyla cilt yüzeyindeki siyah beyaz noktalar, iltihaplı, hatta kistik görünümlü, ağrılı sivilcelerdir. Ergenlik dönemiyle başlayan hormonal değişim, cildin yağ bezinde aktivasyonu artırır. Gözeneklerin tıkanmasıyla, önce beyaz sonra da siyah noktalar oluşur. Gözenek içinde birikenler, bakterilerin de etkisi ile iltihap oluşturur. Kısacası akne mikropların, normalden fazla yağlanan deri ile etkileşimi sonucu ortaya çıkar. Yani tamamıyla mikroplara bağlı bir enfeksiyon değildir.
Genetik faktörlerin, akneye eğilimi etkilediğini belirten çalışmalar mevcuttur. Aknenin seyri ile gıdalar arasında genelde bir paralel ilişki saptanamamıştır. Ancak, günümüz fast food yiyecek alışkanlıkları, marketlerdeki katkı maddeli besinlerin tüketiminin artışı aknenin şiddetlenmesinde etkilidir.
Aknelerin % 15’inden fazlasında, terleme, akneyi artırabilir. Doğal güneş ışığı sıklıkla, akneyi iyileştirir, fakat aynı zamanda, UV, siyah noktalarda aktivasyona neden olur. Kadınların adet sikluslarından, 2-7 gün önce, ortalama, % 70 inde aknede bir artış olmaktadır. Stresin akneyi artırıcı rol oynadığı bazı çalışmalarda belirtilmektedir. Kadın ve erkekte eşit sıklıkta görülen akne, ergenlik çağındaki kızlarda daha erken ortaya çıkar. 40’lı yaşlarda dahi sürmesi olasıdır.
Akneden kurtulmak, sağlıklı ışıl ışıl bir cilde kavuşmak isteyenler, genelde tedavileri için yanlış merkezleri dolaştıktan sonra iyice ümitsizliğe kapılırlar. Unutmamamız gereken şey, 21 y.y.da “akne tedavi edilebilir bir hastalıktır”. Akne tedavisinde, hastanın ve uzman hekimin en önemli birinci hedefi, iyileşmekte olan nodül ve kistlerin iz bırakmasını engellemektir. İz oluşumundan sonra, cildi pürüzsüz hale getirmek için bir dizi zorlu çaba harcanır. İkinci hedef, akne hastasının, akneli olarak geçirdiği süreyi kısaltmaktır. Üçüncü hedef ise, aknenin neden olduğu ruhsal sorunlara yöneliktir.

Hafif aknelerde lokal tedavi yeterli iken ; orta ve ağır şiddetli aknelerde, oral, lokal hatta uygun ise akne laseri tedavileri verilmelidir. ( Bkz. Cilt Hastalıkları linki-Akne konusu, Bkz. Estetik Dermatoloji linki-Laser Tedavileri konusu )
Lokal tedavi sırasında en sık görülen yan etki, temas ekzamasıdır. Bu durumda lokal tedaviye ara verip nemlendirici kremler uygulanabilir. Orta ve ağır aknelerde, lokal tedavinin yetersiz kaldığı durumlarda (sırt, dekolte bölgesi lokalden çok oral tedaviye yanıt verir) alerji durumlarında, alerjik hastalarda sistemik tedavi uygundur.

Akne tedavisinde kullanılan bazı oral antibiyotiklerin, deri yüzeyindeki akneye neden olan mikropları azalttığı, bu nedenle yağlanmayı azaltan antibiyotiklerle arada değişiklik yapılması gerektiği unutulmamalıdır. Ayrıca ; inatçı, daha önceden uygulanan klasik tedavilere yanıt vermeyen aknelerde, hem bakteri sayısını, hemde iltihabı azaltan, oral uygulaması yapılan tedavi kürleri ile akne artık tedavi edilebilir sıfatını kazanmıştır.

Sevgili akne hastaları, azınlıkta olmadığınızı bilin ve sağlıklı, ışıl ışıl bir cilt için doğru zamanı yakalayın…

HAMİLELİKLE OLUŞAN KARIN BÖLGESİ PROBLEMLERİ

HAMİLELİKLE OLUŞAN KARIN BÖLGESİ PROBLEMLERİ
Karın germe estetiği
Hamilelik sırasında karın bölgesinde bulunan kaslar orta bölgeden sağ ve sol bölgelere kayarak oluşan bebeğe yer açmaktadırlar fakat doğum sonrasında kaslarda meydana gelen bu değişimler ne yazık ki tekrar eski konumuna gelememektedir. Karın bölgesinde meydana gelen bu gelişmeler sonucuda karın duvarında bir esneklik ve öne doğru bir şişkilik oluşmaktadır. Karın bölgeside gözle örülür kişiyi rahatsız edicek düzeylerde çatlaklar meydana gelir. Hamilik sırasında alınan fazla kilolarda meydana gelen bu deformelerden sonra vücudun iyice bozulmasına özellikle karın bel üst bacaklarda çatlak ve deformasyonlara sebibiyet veriyor.

Karın Çatlakları: Hamilelik öncesinde bayanların vücutlarında bir çok değişiklikler meydana gelir anne karnında ki bebek büyüdükçe annenin karın kasları gevşer ve zamanla açılmaya başlar. Hamileliğin son aylarında gerginlik o kadar artar ki annenin karın kasları iyice gerginleşir ve karın bel kalça ve bacağın üst taraflarında yırtılmalar gözlenir. Bu duruma benzeyen çatlaklar aşırı kilo alıp veren insanlardada görülmektedir.

Karın germe estetiği
Karın germe ameliyatı karın ve göbek bölgelerindeki çatlakları ve fazla yağları gidererek karın duvarını gerginleştirir. Hamilelik döneminde bozulup ta bu ameliyat ile düzeltilemeyecek neredeyse hiçbir karın bozukluğu yoktur.
Karın germe ameliyatı hakkında söylediğimiz söylemlerin buraya kadarı sizlere verebileceğimiyi haberlerdir.Karın estetiği operasyonları ile ilgil vereceğim kötü haber ise karın estetiği ameliyatında bazı eksikler olmasıdır. Bunlardan biri göbek deliğinizin üzerinde kalan çatlakların büyük kısmı karın germe ameliyatı ile giderilemez. Fakat mevcut olan karın ölgesindeki çatlaklar gerginleştirilerek çok daha az belirgin hale getirilirler. Karın germe estetiği ameliyatı karın bölgesi bikininizin içerisinde kalacak olsa da sezaryen izinin iki katı uzunlukta bir iz bırakır ve karın germe estetik ameliyatı bütün estetik ameliyatlar içerisinde en ağrılı olanı ve ameliyat sonrası iyileşme dönemi geç olan bir ameliyattır.

Evde Diş Beyazlatma Yöntemleri

Evde Diş Beyazlatma Yöntemleri
Dişler bir çok etkene bağlı olarak beyazlığını yitirmektedir. Bu etkenlerin en başında sigara gelmektedir. Kimi insanlar diş polikliniğinde dişlerini temizletseler de kimi insanlar diş doktorundan korktuğu için diş polikliniğine gitmekten çekinmektedir. Bu makalemiz de sizlere evde diş beyazlatma yöntemleri nelerdir onlardan bahsedeceğiz.
Karbonat : Bilinin en temel diş beyazlatma aracıdır diyebiliriz. Evde diş beyazlatma yöntemleri içinde en kolay ve en temel yöntemdir. Karbonat dişleri beyazlatmasının yanı sıra ağızda ki bakterileri de öldürmektedir. İster diş fırçanızın üstüne dökerek isterseniz de parmağınıza sürerek, dişlerinizi beyazlatmaya başlayabilirsiniz.
Tuz : Tuz, etkisi karbonat kadar olmasa dahi evde diş beyazlatma yöntemleri içersin de en çok bilinenlerden biridir. Dişleri beyazlatmanın yanı sıra ağızda ki zararlı mikroorganizmaları öldürdüğü bilimsel olarak kesindir. Diş ağrısı çektiğiniz de, etrafınızdan size tuzlu su ile gargara yap demelerinin sebebi de tam olarak budur. Zararlı mikroorganizmalar temizlenecek ve diş ağrınız dinecektir. Bu durum tüm diş ağrıları için geçerli değildir.

Çilek : Çileğin kanamayı durduran bir özelliğe sahip olduğunu biliyor muydunuz ? Aynı zaman da çilek yüzeyde plak oluşumunu engelleyici malik asit içermektedir. Böyleye dişleriniz de oluşacak olan plak için önlem almış olabilirsiniz. Yapmanız gereken olgun bir çileği ezerek ya da mikserden geçirerek püre haline getirmek ve bu püreyi diş fırçanıza sürerek dişleriniz fırçalamaktır.

Limon : Limon kabuğu da dişleri temizleyici asit özelliğine sahiptir. Limon kabuğunu rendeleyip daha sonra ezerek suyunu çıkarın. Limon kabuğu suyuna diş fırçanızı batırarak dişlerinizi fırçalayınız.

Son olarak ise tuzlu suyun içine bir kaç adet yeşil zeytin koyarak bir müddet bekletin. Daha sonra zeytinleri tuzlu suyun içinden çıkararak bu su ile gargara yapınız. Diş etlerinizi güçlendirecek ve diş kanamanız var ise kanamayı durduracaktır. Bu işlem evde diş beyazlatma yöntemleri içerisinde olmasa da diş etlerini güçlendirmek için çok etkilidir.

Bu makalemiz de sizlere evde dişlerinizi nasıl beyazlatabilirsiniz bunlardan bahsettik arkadaşlar. Dişlerinizin kıymetini bilin lütfen.

Diş Dolgusu Nedir

Çürümüş ya da aşınmalar sonucu fonksiyonel bütünlüğü bozulmuş dişlere uygulanan tedavi türüdür. Tahrip olan kısmın temizlenmesi ve dişten uzaklaştırılması sonucu yarım kalan dişi dolgulama işlemiyle gerçek diş görünümü kazandırılarak yapılan tedavi yöntemidir.
Dişlerde oluşan bu boşlukları tamamlamak için dolgu malzemesi kullanılır. Diş hekimlerinin yüksek teknoloji ile diş tedavinizi sağlıyacaktır.
Dolgu yapılmadan önce lokal anestezi ile çürük yada kırıklmış olan dişin nulunduğu bölge uyuşturulur.Daha sonra diş hekiminiz, diş aletleri ve frez yardımıyla çürüğünüzü temizler ve zarar gören kısım doldurulmaya hazır hale getirilir. Bu işlem lazerle de yapılabilir.
Bu işlemlerden sonra diş hekiminiz yüksek hızlı bir aeratör yardımıyla sert mine tabakasını aşar. Aeratör hassas bir şekilde çürüğü temizleyerek, dolgunun yerleştirileceği alanı belirler.Bütün çürük temizlendikten sonra boşluğu şekillendirerek doldurur.Dolgu yerleştirildikten sonra diş hekimi düzeltmeleri yapıp, dişi cilalar ve diş minesini parlatır. Böylece işleminiz tamanlanmış olur. Bundan sonra dişlerinizin bakımını düzenli bir şekilde yaptığınız taktirde spontene durumlar hariç bir sorunla karşılaşmazsınız.

Ağızda eksik olan dişlerin yerine, çene kemiğine yeşleştirilen titanyum vidalardır. Bu titanyum vidalar uzun ömürlü olmasının yanı sıra yaşam boyu sorunsuz kullanabilen yapay diş kökleridir. İmplant bir yada daha fazla meydana gelen diş kayıplarında rahatlıkla uygulanır. İmplant tedavisi olmuş hasta aynı gün normal hayatına dönebilir. İmplantlar küçük bir cerrahi işlem sonucu çene kemiğine yerleştirilir. Bu işlem sonucu yerleştirilen implantlar 2 veya 3 ay içinde çene kemiğine tamamen tutunur. Bu işlemler sonrasında iyice tutunan implantlar, gerçek bir diş kökü görevini üstlenerek üzerine yapılacak protezi taşımaya hazır hale gelir.
İmplant yapılabilmesi için gerekli kriterler nelerdir?
• İmplant yapılabilmesi için çene kemiğinin yeterli büyüklükte ve kalınlıkta olması gerekir.
• İmplantı destekleyecek kemik yapısının ve diş etlerinin sağlıklı olması gerekmektedir
• Çene kemiğinin yeterli olmadığı durumlarda ise bu bölgeye çeşitli işlemler uygulanarak kemik implanta uygun hale getirilebilir.