Kategori arşivi: Sağlık

organ nakli nasıl olur, organ nakli neden yapılır, organ nakli kimlere yapılır

Organ Nakli Yapımı

Organ nakli verici vücuttan çıkarılarak hasarlı organın yerine alıcı vücuda yerleştirilmesine organ nakli denir. Hasarlı organ yerine sağlıklı organın yani donörün alıcıya yerleştirilmesi ile organın tekrar sağlıklı çalışması sağlanır. Donör ve alıcı bulunduğu konum önemli değildir. Donör nerde olursa olsun alıcıya nakli yapılabilir. Nakli yapılacak organlar canlı vücuttan alındığı gibi kadavralardan da alınabilir.organ nakli nasıl olur, organ nakli neden yapılır, organ nakli kimlere yapılır

Sorunsuz bir şekilde nakledilebilen organlar; kalp, böbrekler, uterus, karaciğer, akciğer, pankreas, bağırsak ve timüs’ dur. Tıbbi verilerin incelendiğinde genel olarak nakledilen organ, başta böbrekler, bunu takiben de karaciğer organının nakil yapıldığı görülmektedir. Organ naklinin en önemli noktası nakli yapılan organın bağışıklık sistemine tepki göstermesidir. Bunun aksi nakil başarısızlığı ve organ naklinin reddi gibi problem oluşturabilir. Bunun önüne geçilmesi için “serotipleme” yani uygun verici bulmak için “verici- alıcı” eşleşmesi yapılarak sonuç belirlenmelidir. Ayrıca nakil reddinin ihtimalini en aza indirmek için immünosüpresa ilaç kullanmak da etkili olur.

En çok naklin yapıldığı dokular ise kemikler, deri, kalp kapakçıkları, sinirler, tendonlar, kornea ve damarlardır. En sık nakledilen dokular ise kornea, kemik ve tendon naklidir. Kemik ve tendonun diğer ismi “kas-iskelet greftleri” olarak isimlendirilir. Doku nakli organ nakline göre en çok gerçekleştirilen nakil türüdür.

Organ Naklini Kimler Yaptırır?

Organ bağışlayan kişiler genel olarak ölü, canlı veya beyin ölümü kesinleşmiş kişilerde olabilir. Organ nakli ve doku nakli aynı vücut içinden de yapılabilir. Bunun tıbbi ismi “otogreft” olarak adlandırılır.

Canlı donörler, hayatta kalacakları ve vücudun diğer organlarının sağlıklı bir şekilde çalışabileceği durumlarda organ naklini gerçekleştirebilirler. Bu tür bağışlara örnek; böbrek bağışı, ince bağırsak, kısmi karaciğer ve akciğer lobudur.

Kadavra (merhum) donörler, beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerin yaşaması için makinalara bağlı olarak vücutlarının organik faaliyetlerini devam ettirilen kişilerdir. Beyin ölümü, patolojik ya da travmatik nedenlerden ötürü beyinde yaralanmanın gerçekleştiğinde ya da beyne giden kan dolaşımının tıkanarak kesilmesinden dolayı beyin fonksiyonlarının durmasına “beyin ölümü” denilir.

Organ nakli ve doku naklini hemen herkes yapabilir. Beyin ölümü gerçekleşmiş kişiler ve canlı kişiler organ nakli yaptırabilir. Bu sayede birçok hayat kurtulabilir.

adrenalektomi nedir, adrenalektomi ve adrenal hastalıklar, adrenal hastalıklar nedir

Adrenalektomi Ne Demek?

Adrenal bezde meydana gelen hastalıkların yok edilmesine yönelik olarak bu bezlerin çıkarılması işlemine adrenalektomi denilmektedir.

Aşırı derecede hormon salgısı yapan böbrek üstü bezleri cerrahi olarak çıkarılmaktadır. Bu uygulama şüpheli görülen adrenal tümörler için uygulanmaktadır. İşlem cerrahi bir müdahaleyi kapsamaktadır.adrenalektomi nedir, adrenalektomi ve adrenal hastalıklar, adrenal hastalıklar nedir

Adrenal hastalıklara bağlı bulguların tanımlanmasında ve radyoloji ile bu organların görüntüleme işlemlerinin yapılmasında uygulanmaktadır. Ameliyat öncesinde yer alan hazırlık sürecinde medikal tedavi sürecine girilerek, ardından adrenal bezinin laparoskopik açıdan cerrahi işlemi ile çıkarılmaktadır. Hastaların vücutlarında iki böbrekte de, böbrek üstü bezleri bulunmaktadır. bu bezlerden bir tanesi ya da ikisi birden aşırı derecede hormon salgılayabilir. Bu durum hastanın hayati olarak risk taşımasına sebebiyet verebilmektedir. Sağ tarafta bulunan bezler karaciğerin altında bulunması ve sağ böbreğin üzerinde bulunması sebebiyle; sol tarafta bulunan bezler ise dalağın altında ve sol böbreğin üzerinde bulunması sebebiyle konum itibariyle salgılanan hormonlar hastada ciddi rahatsızlıklara yol açabilmektedir. Bulunulan konumdan tümörlü dokunun çıkarılması büyük kesilerle meydana gelebilecek yapıdadır. Fakat gelişen teknoloji sayesinde laparokopik adrenalektomi tekniği ile hastanın vücudunda kesi olmadan adrenal bezler veya varsa üzerindeki adenom kitleleri açılan küçük bir delik sayesinde kolaylıkla çıkarılabilmektedir.

Bu teknikte hem organ hem de organın üzerinde bulunan bezler görüntüleme yöntemi ile 20 kata kadar büyütülmekte ve minimum düzeydeki kistler ve kitleler tespit edilmektedir.

Adrenalektomi tekniğinin avantajları, cerrahi operasyon sırasında büyük kesilerin yerine sadece üç adet küçük delik izi bulunması büyük avantaj sağlamaktadır. Bu açılan delikler ameliyat kesisi ağrısının yapmış olduğu derin iz ve ağrıları yapmamaktadır. Operasyon sonrasında hasta bir gece hastanede yatırılmaktadır. Hızlı iyileşmenin sağlanması ve hastanın gündelik yaşantısına kısa sürede dönme durumunun oluşması iyileşme sürecinde etkilidir. Laparoskopik adrenalektomi işlemi hastada diğer operasyonlara göre minimum düzeyde hasar bıraktığı için sıklıkla tercih edilmektedir. Dünya üzerinde artık her hastanede bu yöntem ve teknik kullanıldığı için standart ameliyat yöntemi halini almıştır. Bu cerrahi müdahale 10 cm. büyüklüğüne kadar olan tümörlerin çıkarılması içindir. 10 cm ve üzeri tümörler gene cerrahi operasyonda kesi yöntemi ile çıkarılmaktadır.

yaralar ve sütüre işlemi, yaralara müdahale edilmesi, yaralar nasıl geçirilir

Yaralar ve Sütüre Edilmesi

Deri bantları (skin-tape, steri-strip):Özel bir madde içeren yapışkan yüzleri diğer bir madde lifleri ile desteklenmiş olup, mikroporlar içermektedir. Deriye invaziv bir girişim yapılmaksızın yara dudaklarının karşılıklı getirilmesi sağlanmakta ve deride herhangi bir reaksiyon oluşturmamaktadır. Bu avantajlarına karşın yara dudaklarına eversiyon sağlayamama, ıslak zemine yapışmama, yağlı deri bölgelerinde, kıllı alanlardra, gevşek ya da hareketli deri bölgelerinde kısa ömürlü olma gibi dezavantajları mevcuttur. Klasik dikiş atma tekniklerine üstünlükleri yoktur.yaralar ve sütüre işlemi, yaralara müdahale edilmesi, yaralar nasıl geçirilir
Yara yapıştırıcıları:Bu iş için “cyanoacrylate” isimli madde kullanılır. Yara dudaklarına sürüldükten sonra bu ortamda polimerize olan bu madde, doku yüzeylerine birbirine yapışıcı özellik kazandırmaktadır. Kullanımları esnasında kesin bir hemostazın gerekli oluşu, dokuların kaynamasına bir bariyer teşkil etmeleri dezavantajları olup, kullanımları geniş ölçüde kısıtlıdır.
Deri zımbaları (Skin-staplers):Otomatik bir aletle, derinin karşılıklı birleşmesini sağlayacak materyallerin yara dudaklarına tesbiti şeklindedir. Zaman kazandırıcı bir teknik olmasına karşın kozmetik yönü iyi değildir.
Deri kıskaçları (Skin elips, agraf): Yara dudaklarının karşılıklı bir arada tutulmasını sağlayan kıskaçlardır. Eversiyon oluşturmalarına karşın kozmetik sonuç iyi değildir. Eskiden daha sık kullanılan bu materyalin günümüzde kullanım alanı oldukça sınırlıdır.
SÜTÜR TENKİKLERİ
Düğümleme, sütür tekniklerinde ortak bir noktadır. Yara dudaklarından çıkan iplikler bağlanırken, düğüme girdikleri istikametin karşı yönüne çekilerek düğüm oturtulmalıdır. Bu şekilde ikinci bir düğüm ile kördüğüm oluşturulduktan sonra bir üçüncüsü emniyet açısından gereklidir. Ayrıca düğümün yara dudaklarina mümkün olduğunca uzak bir noktada bırakılması gerekir. Çeşitli deri sütürleri arasında; “Basit tek-tek sütür” ve “Vertikal matress sütür” en sık kullanılanıdır. En iyi kozmetik sonuç veren tür basit tek-tek sütürdür. Ancak derinin kalın olduğu ve yara dudaklarının basit sütürle uygun bir şekilde karşılaştırılamadığı durumlarda, vertikal matress sütür tercih edilmelidir. Ayrıca vertikal matress sütürle yara dudakları eversiyonu kolaylıkla sağlanabilmektedir.

plastik cerrahi ilkeleri, plastik cerrahi yaraları, yaraların sütüre edilmesi

Plastik Cerrahinin Temel İlkeleri: Yara ve Sütüre Edilmesi

Plastik ve Rekonstriiktif Cerrahide, dokuya saygı en temel hususlardan birisidir. Postoperatif oluşacak skarı etkileyen ana faktörlerden bir diğeri de atravmatik tekniktir. Sütür atma ise tekniğin önemli bir kısmını oluşturacaktır. Amaç; tabakaları karşılıklı olarak biraraya getirmek ve deri yüzeyinde kozmetik olarak en iyi sonucu elde etmektir. Yara dudaklarının düzgün kenarlı ve eşit kalınlıkta olması, sonucu iyi yönde etkilemektedir. Yara içerisinde ince pediküllü doku ve nekrotik materyal bırakılmamalıdır. plastik cerrahi ilkeleri, plastik cerrahi yaraları, yaraların sütüre edilmesiYara dudakları birbirine gergin olarak sütüre edilmemeli, gerekiyorsa her iki taraf derisi yeterince dekole edilmelidir (“undermining”). Künt disseksiyon yerine keskin disseksiyon tercih edilmelidir. Hemostazın tam olarak yapılması da dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli husustur, sütür atma sırasında dokunun gereksiz yere zedelenmesinden kaçınmak için atravmatik aletlerin uygun teknikle kullanımı şarttır. Dikiş atma sırasında yara dudaklarının hafif eversiyonu (dışa doğru çevrilmesi) geç dönemde en iyi sonucu vermektedir. Aksi halde ileri dönemde yara iyileşmesinin bir sonucu olarak sütür hattı inversiyonu (çöküklüğü) ortaya çıkacaktır. Yara dudaklarında eversiyon sağlanması için deri altı dokuların da sütüre edilmiş olmaları ve arada ölü boşluk bırakılmamış olması gerekmektedir. Bu husus ayrıca hematom ve enfeksiyon gelişimini de engelleyecektir. Ayrıca sütür iğnesinin deriye hafifçe uzaklaşan bir şekilde girip karşı taraftan yaklaşan tarzda çıkarılması eversiyon elde edilmesini kolaylaştıracaktır. İyi bir kozmetik sonuç için bir diğer nokta yara dudaklarından fazla alınmaması gereğidir. Bağlanan sütür içinde fazla miktarda doku bırakılması gereksiz doku zedelenmesine neden alabileceği gibi doku nekrozu da yaratabilir. Ayrıca yara dudaklarına hakimiyeti de azaltır. Sütüriin fazla sıkılmaması, sadece yara dudaklarının birbirine temasını sağlayacak sertlikte olması gerekir. Aksi halde yara dudaklarında postoperatif dönemde gelişecek ödem, sütür içinde kalan dokunun daha da sıkışarak zedelenmesine, belki de nekrozuna sebep olacaktır. Yara ve sütür izleri bazı ırk ve toplumlarda daha belirgin olarak kalmaktadır. Bu durum onların hipeıtrofik skar ve keloid oluşumuna yatkın bir yapıları oluşundan kaynaklanmaktadır. Bu konuda siyah ırk, beyaz ırka oranla daha bir yatkınlık göstermektedir. Ayrıca toplum içerisinde bireysel olarak hipeıtrofik skar ve keloide yatkınlık söz konusu olabilir. Sütür ve yara izinin bazı vücut bölgelerinde daha fazla kaldığı da bir gerçektir. Deltoid bölge, sternum üzeri, sırt ve gluteal bölge derisinde yara ve sütür izi daha belirgin olarak kalacaktır. Bu bölgeler hipeıtrofik skar ve keloid oluşumuna daha yatkın bölgelerdir. Kalın ve sebaseöz glandları fazla miktarda içeren deri bölgelerinde bu izler daha belirgin olmaktadır. İnce deri bölgelerinde ise kozmetik sonuç çok daha iyidir. Buna göz kapağı ve muköz membranlar örnek gösterilebilir. Yara dudaklarının birbirlerine zorla yaklaştırılmaları şeklinde sütüre edilmesi, hipetrofik skar oluşumuna neden olan bir diğer faktördür. Enfeksiyon da kötü yara izi oluşumuna neden olur. Enfekte bölge stıtürleri alınarak yaş pansumana geçilmelidir. Bu sayede bir yabancı cisim olan sütür materyali dokudan uzaklaştırılmakta ve drenaj sağlanmaktadır. Ayrıca enfeksiyonun getirdiği ödemin sütür ile birlikte oluşturdukları basınç giderilmekte ve yeterli sirkülasyona imkan sağlanmaktadır. Sütür reaksiyonu, tabii yerine sentetik sütür materyallerinin kullanılmasıyla minimale indirilebilir (Naylon, Prolen gibi sentetik sütür materyallerinde yabancı cisim reaksiyonu minimal düzeydedir). Yara dikildikten sonra yara dudakları birbirlerine kaynamaya başlarlar. Yeterli kaynama sağlandıktan sonra sütürler alınmalıdır. Genel olarak 7 günden daha önce alman sütürler hiçbir iz bırakmazken, 10 gün bekletilenler belirgin bir sütür izi bırakmaktadırlar. Sütürün ne zaman alınacağı vücut bölgesine göre değişinektedir. Yüz derisinde sütürlerin üçüncü gün atlanıp beşinci gün tamamen alınması, gövde ön yüz ve üst ekstremitelerin ise 10 ile 14. gün civarında alınması önerilir. Sütiırün gereksiz yere bekletilmesi sütür izi oluşumuna yol açarken, gereğinden önce alınması da yaranın tekrar ayrılması ile sonuçlanır. Derinin karşılıklı getirilmesi amacına hizmet eden standart metodlar dışında deri bantları, yara tutkalı, stapler (zımba), klips (kıskaç) gibi materyaller mevcuttur.

sedef hastalığı, sedef hastalığı nedenleri, sedef hastalığı tedavisi

Sedef hastalığı sebepleri nelerdir?

Sedef hastalığı dünya da yüzde ikilik bir oranla karşımıza çıkan bir hastalıktır. Sedef hastalığının sevdiği yaş seviyeleri ve sevdiği vücut bölgeleri vardır. Fakat bu hastalığın her yaşta ve vücudun her bölgesinde görülebildiği de bilinmelidir. Sedef hastalığı genellikle saçlı deriyi seven bir hastalıktır. Bu yüzden en sık görüldüğü yer, saçlı deridir. Sedef hastalığı kendini kırmızı lekelerin üzeri pullu gibi görünen bir deri ile kaplanmış şekilde görülür. Saçta her hangi bir döküntüye sebebiyet vermeyen hastalık, deri altı kanaması ve kaşıntı ile kendini gösterir. Sedef hastalığının vücutta görülen şeklinde ise, her hangi bir kaşıntı yaşanmaz.sedef hastalığı, sedef hastalığı nedenleri, sedef hastalığı tedavisiİşte biz bu kaşıntı yaşanan özelliği sedef hastalığı psöriasis diye adlandırıyoruz. Psöriasis sedef hastalığının kaşıntı yaratan özelliğini temsil etmektedir. Kaşıntı yaratmayan sedef hastalığını ise psoriazis sedef hastalığı olarak adlandırmaktayız. Sedef hastalığının bu özellikleri hastalıkta şöyle yer, alıyor hastalık eğer Plak sedef çeşidi dediğimiz özelliklere sahip ise, dizlerde ve dirseklerde görülür. Bu sedef hastalığının en çok görülen çeşitidir. Psoriazis sedef hastalığı genellikle bu sınıf içerisinde yer almaktadır. Bir başka sedef hastalığı çeşidi olan ve saçlı deride kaşıntılı bir kanama ile kendini gösteren sedef çeşidini de sedef hastalığı psöriasis sınıfı içerisinde değerlendiririz.

Sedef hastalığı çeşitleri bunlara ilave olarak, Damla sedef hastalığı dediğimiz genellikle çocuklarda görülen, vücutta damlalar şeklinde ki küçük izlerin bulunduğu sedef ile ilerlemiş ve tehlikeli bir boyutta olan insan ölümüne sebebiyet veren, eklem iltihabı ile birlikte kendini gösteren Eritrodermik sedeftir.

Bu sedef hastalığı çeşitleri dışında, son olarak ekleyeceğim sedef hastalığı çeşidi ise, ters sedef hastalığı dediğimiz koltuk altı ve kasıklarda sıkça görülen sedef çeşididir. Sedef hastalığının çeşitleri ve kendini tanıdıktan sonra asıl anlatmak istediğim konu sedef hastalığının neden ortaya çıktığı. Bunca belirtisi bilinen sedef hastalığının, neden ortaya çıktığı, sebebinin ne olduğu bilinmemektedir.

Yani sedef hastalığının kaynağı henüz bulunamamıştır. Bu da sedef hastalığının tedavisi önünde çok büyük bir engel teşkil etmektedir. Kalıtımsal bir hastalık olduğu düşünülse de bu konu üzerinde ki ortak yargı kalıtımsal olma özelliğinin sadece hastalığa yakalanma riskini artırdığı yönündedir.

over kist, over kist ne demek, over kist tedavisi

Over Kistleri Nedir?

Over (yumurtalık) kistleri her yaştaki kadınların ortak sorunlarındandır. Oldukça yaygın bir hastalık olan bu sorunda bazı hastalar bunun farkında olmadan yaşamaya devam etmektedirler.over kist, over kist ne demek, over kist tedavisi

Birçok zaman over kistleri iyi huyludur. Over kistler 20 ila 45 yaş arasındaki kadınlarda görülür ve muayane yada ultrason ile elde edilen bulgular bazı kan tahlilleri de bunun tanısında yardımcı olur. Bu kistler her zaman kısırlık sebebi değildir ve oluşumları da hormonal düzensizlikse eğer infertilite görülebilir. Fakat over kistleri ile gebelik oluşacağından dolayı gebelik anında over kistleri de oluşabilir.

Yumurtalık kistleri dokulardan kaynaklanan sıvı dolu içidir ve boylar iki santim ile otuz santim arasındadır.

Over kist nedenleri ve sebebleri : Çok sıkça görülen hormonal düzensizliklerdir. Adet dönemlerinde overlerin içinde yumurta hücrelerini taşıyan ve boyları üç santim olabilen folekül kistleri oluşur. Bunların çatlaması ile birlikte yumurta meydana çıkar. Kadınlar gebe kalmazlarsa eğer 2 hafta sonra kadın adet görür. Hormonal düzensizlikler de yumurtaları taşyan kistler çatlamazlar yada sabit kalırsa eğer ki büyümeye devam ederek basit kistler çok fazla folekl kistleri oluşur. Over iltihapları da çok fazla radyasyona maruz kalmada over kistlerine neden olabilir.

Over kistin belirtileri : Her zaman hepsi belirti vermezler ve adet gecikmesi yada düzensiz kanamalar ile şikayet meydana gelir. Over dokusunda gerginlik oluşarak o bölgelerdi kasık ağrıları yada çok hızlı büyür ve karında şişlik yapar. Over kistler adet gören bayanlarda görülür ve adet dönemi başlamadan genç kızlarda ve menopozdaki kadınlarda da nadiren görülebilir. Ailesinde yumurtalık kanseri ve rahim kanseri olan kadınlar da r vardır.

Bu kistler çocuk yapmayı engeller mi yada kötü huylu mudur? Bir çok kist iyi huyludur. %85 oranda iyi huyludur ve 20-45 yaş arası kadınlarda görülür. Bir tek taraflı düzgün ve mobil yüzeylilan kitleler iyi huyludur. Çift taraflı ve katı yapışık olan düzensiz olanlar hızlı büyüyenler de kötü huyludur. Muayane sonrasında elde edilen bulgularda bazı kan tahlilleri tanıyı ayırır. Her zaman kısırlık sebebi değildir. Gebelik zamanında da over kist görülebilir. İlk gebelik ayları içerisinde gebeliğin devamı için gereken hormonları salgılayanlar ve boyları bazen on santim civarında olan kistler oluşabilir fakat gebelik ilerledikçe de küçülürler ve bunrı takip etmek gereklidir.

Kistlerin teşhisi : Bunun için muayene ve ultrason gereklidir.

Over kist tedavisi : Cinsine göre tedaviside değişir ve bazı kistler için genel takip gerekir ve bu durumda doğum kontrol hapları kullanmakda kistlerin küçülmesini sağlar. Doğum kontol hapları yumurtalıkların çalışmasını durdurur. On santimi geçenler küçük olanlarda büyüyenler ve kan testlerinde kötü huylu olma durumları olanların da ameliyat ile alınmaları gereklidir. Ağrılı olanlar ve kötü huylu olan durumlarda cerrahi işlem uygulanabilir.

USG’de büyük olan kistler, çok odalı kistler yada kan akımındaki artma kanser belirtisidir. Kötü huylulan kistlerden şüphelendiğinizde hastaların yaşı ne olursa olsun ameliyat yapılması şarttır. Eğer menopoz sonrasındaki kadınlarda rastlanan kistlerde önemlidir ve bunlar kötü huylu olabilir risk vardır.

Kistler yeniden tekrarlayabilir ve bunlar cinsine göre değişim gösterir. Hastalar altı ay takibe alınırlar.

grip tedavisi, grip nasıl tedavi edilir, terleme ile grip tedavisi

Gribin Kesin Bir Tedavisi Var Mı?

Viral rinit olarak bilinen yaygın soğuk algınlığı ve grip insanlardaki en yaygın enfeksiyonlar arasındadır. Birincil olarak birkaç virüs ailesinin neden olabileceği bir üst solunum yolu enfeksiyonudur. Soğuk algınlığının yüzde 40’ına kadar sorumlu olan virüs ailesine rhino virüsü denir ve 100’den fazla farklı virüs türü vardır.grip tedavisi, grip nasıl tedavi edilir, terleme ile grip tedavisi

Sık görülen soğuk algınlığı belirtilerine bu kadar çok virüse neden olabileceğinden, enfeksiyon için basit bir tedavi geliştirilemedi. Sık görülen soğuk algınlığı, hastalığı daha uzun süre hasta hale getirebilen, daha şiddetli semptomlara sahip olan ve hastaneye kaldırılmasına veya pnömoni de dahil olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına yol açabilecek grip ile karıştırılmamalıdır.

Gribin kesin tedavisi yoktur, ancak evde kendinize şu konularda yardımcı olabilirsiniz:

  • dinlenmek, bol miktarda sıvı içmek ve sağlıklı beslenmek.
  • Herhangi bir ateş veya rahatsızlığı azaltmak için evde parasetamol veya ibuprofen gibi ağrı kesicileri bulundurmak.
  • Tıkanık bir burnu hafifletmek için dekonjestan spreyler veya tabletler kullanmak.
  • Tuzlu suyun yıkanması ve mentollü tatlılar üzerine emilme gibi ilaçları denemek.

Birçok ağrı kesici ve dekonjestan reçetesiz olarak eczanelerden temin edilebilir. Büyük çocuklar ve yetişkinler için genellikle güvenlidirler, ancak bebekler, küçük çocuklar, hamile kadınlar, belli sağlık koşullarına sahip kişiler ve diğer bazı ilaçları kullananlar için uygun olmayabilirler. Emin değilseniz bir eczacı ile konuşun.

Çeşitli tıbbi tedavileri kullanarak soğuk algınlığı semptomlarını iyileştirmeniz mümkün olsa da, hastalıkları tedavi edemez, kısaltmaz veya önlemezler. Kendinizi rahat hissetmeye çalışın ve mümkün olduğunca fazla dinlenin, çok miktarda sıvı alıp ve belirtileri tedavi etmeniz önerilir.

Grip belirtilerini tedavi etmek için yaygın yollardan bazıları şunlardır:

  • Boğaz ağrısını gevşetmek için ılık tuzlu suyla gargara yapmak.
  • Uçucu yağlar ve bitkisel aromalar içeren veya içermeyen sıvıların buharın teneffüs edilmesi burun tıkanıklığını geçici olarak rahatlatabilir.
  • Dekonjestanlar içeren OTC ilaçları tıkanıklığın tekrar canlanmasına ve sekresyonların önlenmesine yardımcı olur. Boğazda mukus tarafından tetiklenirse öksürüğü durdurmak için de kullanılabilirler.
  • Antihistaminikler, sulanmış gözlerin ve burun akıntılarının semptomlarını gidermek için kullanılır.
  • Bazı çalışmalara göre, çinko pastilleri soğuk algınlığı semptomlarının süresini kısaltabilir.
meme kanseri belirtileri, meme kanseri nasıl anlaşılır, meme kanserinin anlaşılması

Meme kanseri belirtileri nelerdir?

Meme kanseri belirtileri – Meme dokusunda meydana gelen, kontrolsüzce bölünerek çoğalan kötü huylu hücrelerin neden olduğu hastalık meme kanseri olarak adlandırılmaktadır. Meme kanserinde ölüm riski diğer kanser türlerinde olduğu gibi mecvuttur.

Meme kanserinin erken tanısında, hastalığı yenme yüzdesinin de oldukça yüksek olması, meme kanserini diğer bazı kanser türlerinden ayıran en önemli noktadır. Bu yüzden sivil toplum örgütleri her yıl tüm dünyada meme kanseri farkındalık günleri düzenlenmektedir. Sanatçılar, devlet yönetimleri ve ünlülerde bu farkındalık kampanyalarına destek vermektedirler.meme kanseri belirtileri, meme kanseri nasıl anlaşılır, meme kanserinin anlaşılması

Meme dokusunun hassas olması nedeni ile fizyolojik olarak belirtileri ile de erken tanı imkanı meme kanserinde mümkündür. Kendi içerisinde bir kaç farklı türe ayrılan meme kanseri belirtilerinin sırasında değişiklik gösterebilmektedir. Yine de meme kanseri belirtileri arasında yer alan ortak bulgular ise aşağıdakiler gibidir;

Son dönemlerde memeler arasında ortaya çıkmış boyut farklılıkları,

Memede ve kol altında ele gelen geçmeyen ağrısız yumrular, şişlikler,

Memelerde içe çökme ya da portakal kabuğu görüntüsü

Bir meme başından gelen kanlı akıntı,

Deride ortaya çıkan lezyonlar (yaralar, çökmeler, renk değişiklikleri, kabarıklıklar)

Yukarıda bahsettiğimiz belirtilerden bir ya da birkaçı dikkatinizi çekerse, vakit kaybetmeden konusunda uzman bir doktora danışılmalıdır. Ağrı meme kanserinde tek başına bir bulgu değildir. Genelde fibrokistik hastalıkta menstural dönemden kaynaklı hormonal değişimler, memede oluşan ağrıların sebebi olabilir. Memede ağrı hissettiğinizde başka hastalıklar için sorun teşkil edebileceğinden herhangi bir sorun olup olmadığını öğrenmek için, doktorunuza başvurmalısınız. Erken tanı konulup, doğru tedavi uygulandığı takdirde meme kanseri korkulması gereken bir hastalık değildir ve iyileşme yüzdesi oldukça yüksektir. Ayda bir kendi kendine meme muayenesi bu konuda tek yapmanız gereken işlemdir.

saçta egzama oluşması, egzama nedenleri, egzama tedavisi

Saçta Egzama Oluşması Sebepleri

Dış görünüm üzerinde çok büyük etki yarattığı için saç derisi hastalıkları insanların psikoloji üzerinde olumsuz etkiler yaratır. Özellikle kişinin yaşadığı saç derisi egzama sorunu, ilerleyen aşamalarda kabuk tutan yaraların saç köklerini etkilemesine neden olarak saçların dökülmesine kadar gidebilmektedir. İnsan görüntüsünde saçların en etkili vücut parçası olduğu düşünülürse, saçta kaşıntı ile başlaya saç derisi egzama hastalığının saç dökülmesine neden olması oldukça kötü bir durumdur. Saçta egzama tedavi edilebilen bir hastalıktır ancak bazı durumlarda kişinin saç derisi egzama için genetik olarak müsait bir yapıda sergileyebilmektedir.saçta egzama oluşması, egzama nedenleri, egzama tedavisi

Saçta egzama tedavi yöntemleri üzerine araştırma yapan bilim adamlar, saçta egzama bitkisel çözüm yollarına yönelmiştir. Egzama şifalı bitkiler ve otların sahip olduğu doğal özler ile önemli ölçüde iyileştirilebilen bir hastalıktır. Saçta egzama tedavisi sürecinde hastanın bitkileri sorunlu saç derisine uygulaması ile kısa süre içerisinde olumlu sonuçlar alması mümkündür.

Ayrıca saçta mantar oluşumlarına da iyi gelen bitkiler, saçta kaşıntı oluşumunu önemli ölçüde azaltmaktadır. Saçlarda egzama görülmesi insanlar arasında oldukça yaygın bir durumdur. Ancak egzama şifalı bitkiler ile tedavi edilmeye başlamadan önce kişinin çabuk fark etmesi oldukça önemlidir. Saçlar nedeni ile saçta egzama oluşumlarını göremeyen hasta, saçta egzama tedavi sürecine de geç başlamaktadır. Kepek sorunu gibi basit şikâyetler ile karıştırılan saç derisi egzama hastalığı, hastanın deriyi kaşıyarak daha da kötü bir hale gelmesine kolaylıkla neden olabilmektedir. Saçlarda egzama sorunu yaşayan hastalara kimyasal içerikli şampuanlar tavsiye eden doktorlar, hastaların saç derisini kaşımaması gerektiğini de özellikle belirtmektedir. Saçta egzama tedavi sürecini olumsuz yönde etkileyen kaşıma alışkanlığı, ayrıca tırnakların bakteri yerleşimine müsait olması nedeni ile saç derisi egzama oluşumlarına mikrop bulaşmasına da neden olmaktadır. Bunun sonucu olarak saçta egzama tedavi süresi uzayarak hastanın iyileşmesini de büyük ölçüde geciktirmektedir. Saçta egzama tedavi edilirken hastaların kaşıntı hissi ile baş edebilmesi, hastalığın çok daha kısa süre içerisinde iyileşmesini etkileyen en önemli etkenlerden birisidir. Bir diğer etken de hastanın stresten mümkün olduğunca uzak durmasıdır. Zira stres, saçta egzama tedavi sürecini olumsuz etkileyen bir faktörüdür.

artirit belirtileri, artirit hastalığı tedavisi, artirit tedavi yöntemleri

Artirit Belirtileri ve Tedavisi?

Artirit, dünyada en sık rastlanan kronik hastalıklardan biridir. Tüm araştırmalara rağmen, henüz kesin tedavisi bulunamamıştır. Tüm yapılabilen, aspirin v.b. ağrı kesiciler uygulamaktır.

Ayurveda’ya göre, artirit, öncelikle bir “VATA*”(hava) hastalığıdır ve eklemlerde biriken toksinlerin ortaya çıkardığına inanılır. Ayurveda’da artirit’e, iyi sindirilememiş besinlerin neden olduğu görüşü hakimdir. Sindirim bozukluğu, kolonları(kalın barsağı) zayıflatır, ortaya çıkan toksinler kemik ve eklemlere itilir. Artirirt ortodoks tıpta, vücut savunmasının vücuda saldırması olarak bilinir. Yani bir otoimmün hastalığıdır.artirit belirtileri, artirit hastalığı tedavisi, artirit tedavi yöntemleriBoswellia Serrata, Hindistanın dağlık yörelerinde bulunana orta büyüklükte bir ağaçtır. Ağacın reçinesi(bir çeşit guggul-yograj guggul’a bakınız) arıtılarak elde edilen bir bileşiktir, Hindistanda, kronik yangılı artirit tedavisinde kullanılır. Son yüzyılda boswellia serrata’nın etkisi yaygın biçimde araştırılmıştır. Bu çalışmalar, romatizmal olaylarda, boswellik asidin çok etkili olduğu, ve bir yan etkisinin bulunmadığını göstermiştir. Tedavide kullanılan aspirin gibi Nonsterodial anti-inflamatuar ilaçların ise ciddi yan etkileri olduğu bilinmektedir.

Hindistan bilim ve endüstri Şurası, romatizmal hastalıklara iyi gelecek, yan etkisiz, bitkisel kökenli, anti-inflamatuar bileşikler bulmak için bir dizi çalışma yapmıştır. Bunun sonucunda, boswellik asidin, non-sterodial anti-inflamatuar, yararlı, ancak daha az yan etkili bir ajan olduğu kararına varılmıştır.

Bilinen, nonsterodial anti-inflamatuar, romatizma ilaçları olan, Ketoprofen ve Phenylbutazone’a karşı, mukayeseli bir çalışma yapılmıştır. Yaşları 5-75 arasında değişen 175 romatizmalı artirit hastasına, Boswellia(günde 450-750 mg boswellik asit)  verilmiş, hastaların %97 sinde orta ve ileri derecede iyileşme gözlenmiştir. Uygulanan tedavi, şiş eklemlerde, sabah tutukluklarında, haraket güçlüğünde ve diğer fiziksel performansların gelişmesinde ve ağrıların azalmasında etkili olmuştur.
Bu hastaların hiçbirisinde şikayete neden olacak bir yan etki gözlenmemiştir. Semptonlardaki bu gelişmeler, tedavinin 3 veya 4’üncü haaftasında izlenmiştir.