saçta egzama oluşması, egzama nedenleri, egzama tedavisi

Saçta Egzama Oluşması Sebepleri

Dış görünüm üzerinde çok büyük etki yarattığı için saç derisi hastalıkları insanların psikoloji üzerinde olumsuz etkiler yaratır. Özellikle kişinin yaşadığı saç derisi egzama sorunu, ilerleyen aşamalarda kabuk tutan yaraların saç köklerini etkilemesine neden olarak saçların dökülmesine kadar gidebilmektedir. İnsan görüntüsünde saçların en etkili vücut parçası olduğu düşünülürse, saçta kaşıntı ile başlaya saç derisi egzama hastalığının saç dökülmesine neden olması oldukça kötü bir durumdur. Saçta egzama tedavi edilebilen bir hastalıktır ancak bazı durumlarda kişinin saç derisi egzama için genetik olarak müsait bir yapıda sergileyebilmektedir.saçta egzama oluşması, egzama nedenleri, egzama tedavisi

Saçta egzama tedavi yöntemleri üzerine araştırma yapan bilim adamlar, saçta egzama bitkisel çözüm yollarına yönelmiştir. Egzama şifalı bitkiler ve otların sahip olduğu doğal özler ile önemli ölçüde iyileştirilebilen bir hastalıktır. Saçta egzama tedavisi sürecinde hastanın bitkileri sorunlu saç derisine uygulaması ile kısa süre içerisinde olumlu sonuçlar alması mümkündür.

Ayrıca saçta mantar oluşumlarına da iyi gelen bitkiler, saçta kaşıntı oluşumunu önemli ölçüde azaltmaktadır. Saçlarda egzama görülmesi insanlar arasında oldukça yaygın bir durumdur. Ancak egzama şifalı bitkiler ile tedavi edilmeye başlamadan önce kişinin çabuk fark etmesi oldukça önemlidir. Saçlar nedeni ile saçta egzama oluşumlarını göremeyen hasta, saçta egzama tedavi sürecine de geç başlamaktadır. Kepek sorunu gibi basit şikâyetler ile karıştırılan saç derisi egzama hastalığı, hastanın deriyi kaşıyarak daha da kötü bir hale gelmesine kolaylıkla neden olabilmektedir. Saçlarda egzama sorunu yaşayan hastalara kimyasal içerikli şampuanlar tavsiye eden doktorlar, hastaların saç derisini kaşımaması gerektiğini de özellikle belirtmektedir. Saçta egzama tedavi sürecini olumsuz yönde etkileyen kaşıma alışkanlığı, ayrıca tırnakların bakteri yerleşimine müsait olması nedeni ile saç derisi egzama oluşumlarına mikrop bulaşmasına da neden olmaktadır. Bunun sonucu olarak saçta egzama tedavi süresi uzayarak hastanın iyileşmesini de büyük ölçüde geciktirmektedir. Saçta egzama tedavi edilirken hastaların kaşıntı hissi ile baş edebilmesi, hastalığın çok daha kısa süre içerisinde iyileşmesini etkileyen en önemli etkenlerden birisidir. Bir diğer etken de hastanın stresten mümkün olduğunca uzak durmasıdır. Zira stres, saçta egzama tedavi sürecini olumsuz etkileyen bir faktörüdür.

artirit belirtileri, artirit hastalığı tedavisi, artirit tedavi yöntemleri

Artirit Belirtileri ve Tedavisi?

Artirit, dünyada en sık rastlanan kronik hastalıklardan biridir. Tüm araştırmalara rağmen, henüz kesin tedavisi bulunamamıştır. Tüm yapılabilen, aspirin v.b. ağrı kesiciler uygulamaktır.

Ayurveda’ya göre, artirit, öncelikle bir “VATA*”(hava) hastalığıdır ve eklemlerde biriken toksinlerin ortaya çıkardığına inanılır. Ayurveda’da artirit’e, iyi sindirilememiş besinlerin neden olduğu görüşü hakimdir. Sindirim bozukluğu, kolonları(kalın barsağı) zayıflatır, ortaya çıkan toksinler kemik ve eklemlere itilir. Artirirt ortodoks tıpta, vücut savunmasının vücuda saldırması olarak bilinir. Yani bir otoimmün hastalığıdır.artirit belirtileri, artirit hastalığı tedavisi, artirit tedavi yöntemleriBoswellia Serrata, Hindistanın dağlık yörelerinde bulunana orta büyüklükte bir ağaçtır. Ağacın reçinesi(bir çeşit guggul-yograj guggul’a bakınız) arıtılarak elde edilen bir bileşiktir, Hindistanda, kronik yangılı artirit tedavisinde kullanılır. Son yüzyılda boswellia serrata’nın etkisi yaygın biçimde araştırılmıştır. Bu çalışmalar, romatizmal olaylarda, boswellik asidin çok etkili olduğu, ve bir yan etkisinin bulunmadığını göstermiştir. Tedavide kullanılan aspirin gibi Nonsterodial anti-inflamatuar ilaçların ise ciddi yan etkileri olduğu bilinmektedir.

Hindistan bilim ve endüstri Şurası, romatizmal hastalıklara iyi gelecek, yan etkisiz, bitkisel kökenli, anti-inflamatuar bileşikler bulmak için bir dizi çalışma yapmıştır. Bunun sonucunda, boswellik asidin, non-sterodial anti-inflamatuar, yararlı, ancak daha az yan etkili bir ajan olduğu kararına varılmıştır.

Bilinen, nonsterodial anti-inflamatuar, romatizma ilaçları olan, Ketoprofen ve Phenylbutazone’a karşı, mukayeseli bir çalışma yapılmıştır. Yaşları 5-75 arasında değişen 175 romatizmalı artirit hastasına, Boswellia(günde 450-750 mg boswellik asit)  verilmiş, hastaların %97 sinde orta ve ileri derecede iyileşme gözlenmiştir. Uygulanan tedavi, şiş eklemlerde, sabah tutukluklarında, haraket güçlüğünde ve diğer fiziksel performansların gelişmesinde ve ağrıların azalmasında etkili olmuştur.
Bu hastaların hiçbirisinde şikayete neden olacak bir yan etki gözlenmemiştir. Semptonlardaki bu gelişmeler, tedavinin 3 veya 4’üncü haaftasında izlenmiştir.

kumar bağımlılığı, kumar bağımlılığının etkileri, kumar bağımlılığı nedenleri

Kumar Bağımlılığı Belirtileri, Nedenleri ve Etkileri

Kumar, kolay paranın yanılsamasını sunduğu, ancak hızlı bir şekilde finansal yıkıma yol açabileceğinden, insan ahlaksızlıklarından en sinsi olanlardan biridir. Poker, blackjack veya başka bir şey olup olmadığı asla sizin lehinize değildir; kumar başarılı bir endüstridir çünkü ev her zaman kazanır. Kumar bağımlılığının belirtileri, nedenleri ve etkileri hakkında bilgi edinmek için okumaya devam edin.

Farklı Kumar Bağımlılığı Türleri Var mı?

Kumar çok çeşitli bir etkinliktir, bu nedenle farklı türde kumar bağımlılığı da vardır. Birinin kumar bağımlısı olduğu her zaman açık değildir. Popüler inanışın aksine, kumar oynama sadece slot makineleri, kartlar ve casinolarla sınırlı değildir. Bir piyango bileti satın almak, çekilişe girmek veya bir arkadaşınızla bahis yapmak da kumar türleridir.kumar bağımlılığı, kumar bağımlılığının etkileri, kumar bağımlılığı nedenleri

Kumar bağımlılığı, bir kişi finansal yıkım içinde olduğunu hissettiğinde ortaya çıkabilir ve problemlerini ancak büyük miktarda para elde etmek için sahip oldukları şeyleri kumar oynayarak çözebilir. Ne yazık ki, bu neredeyse her zaman kumarbazın kayıplarını geri kazanması gerektiğini hissettiği bir döngüye yol açar ve döngü, alışkanlığını kırmak için rehabilitasyon aramaya zorlanana kadar devam eder.

Başka bir kumar bağımlılığı türü, bir kumarbaz oyunları oynadığında ve zaman zaman ödeyen büyük riskler almakla ilişkili duygusal yüksekleri deneyimlemek için riskli bahisler yaptığında ortaya çıkar. Her iki durumda da, bu bağımlılıktan etkilenen kişi, sadece aileyi ve arkadaşları memnun etmek için değil, davranışı durdurma arzusuna sahip olmalıdır. Siz veya sevdiğiniz bir kişi kumar oynamayı durdurmak istiyor ancak nereden başlayacağınızı bilmiyorsanız, yardım hattımızı kurtarma sürecini başlatmak için gerekli kaynaklar.

Kumar Bağımlılığına Ne Sebep Olur?

Para için çaresizlik, heyecan ve yüksek deneyim yaşama arzusu, başarılı bir kumarbaz olmakla ilişkili sosyal statü ve ana akım kumar sahnesinin eğlenceli atmosferi de dahil olmak üzere birçok bağımlılığa katkıda bulunabilir. Ne yazık ki, bir kumar bağımlılığı beklediğinde, döngüyü kırmak zordur. Birisi finansal olarak çaresiz hissettiğinde ve kaybettiklerini geri getirmek istediğinde şiddetli bağımlılıklar bekleyebilir. Kişi sonunda kazandığında, bu kazançtan büyük miktarda para toplayabilirken, daha önce kaybedilmiş olanları karşılamak nadiren yeterlidir. Çoğu kumarbaz asla kırılmaya bile yaklaşmaz.

Kumar Sorununun İşaretleri Nelerdir?

Bir kumar sorununun işaretleri genellikle diğer bağımlılıkların belirtileri ile aynıdır. Yaygın bağımlılık belirtileri aşağıdakileri içerir, ancak bunlarla sınırlı değildir:

  • Kumar konusunda gizli olma ihtiyacını hissetmek
  • Kumar alışkanlıklarını kontrol etmekte sorun yaşıyorum
  • Ödeyemediğiniz zaman kumar oynamak
  • Arkadaşlarınız ve aileniz kumar oynamanızla ilgili endişelerini dile getiriyor

Elbette, diğer tüm bağımlılıklarda olduğu gibi, bir kumar sorununun ayırt edici özelliği, durduramayacağınızı hissetmenizdir. Sadece bir kez daha denemeniz gerektiğini düşünüyorsanız ya da bırakmayı düşündüğünüzde endişeli hissediyorsanız, kumar bağımlılığından muzdarip olmanız büyük olasılıktır. Sizin ya da sevdiklerinizin kumar bağımlılığından muzdarip olabileceğini düşünüyorsanız, kumar bağımlılığının belirtileri ve kişisel durumunuz hakkında konuşmak.

Aşırı Kumar Oynamanın Duygusal Belirtileri

Aşırı kumar genellikle anksiyete , depresyon ve hatta intihar düşünceleri ve eğilimleri gibi çok sayıda duygusal semptomlara neden olur . Aşırı durumlarda, bu düşünceler bir kumarbazın aslında hayatlarını sona erdirme girişiminde bulunmasına neden olabilir. Kumar oynamak için her şeyi kaybetmek yıkıcı ve birçok insanı tamamen umutsuz hissettiriyor.

Aşırı Kumar Oynamanın Fiziksel Belirtileri

Kumar depresyon, kaygı ve kendine zarar verme eğilimlerine neden olabileceğinden, çeşitli fiziksel işaretlere dikkat edilmelidir. Depresyon ve anksiyete bazen uyku yoksunluğuna yol açar, bu da soluk cilt, kilo alımı veya kilo kaybı, gözlerin altındaki akne ve koyu halkalarla sonuçlanabilir.

Kumar Bağımlılığının Kısa ve Uzun Vadeli Etkileri

Kumar hem kısa hem de uzun vadede birçok ek efektle ilişkilidir. Kumar bağımlılığı sıklıkla etkinlik tarafından vurgulanan insanlar için başa çıkma mekanizması işlevi gören diğer bağımlılıklarla sonuçlanır. Birçok kumarbaz, kumar yaşam tarzının getirdiği kaygıyı hafifletmek için uyuşturucu, alkol ve diğer etkinliklere yönelir. Bir kumarbaz yaşam tarzının bir sonucu olarak hiçbir zaman finansal yıkım yaşamamış olsa bile, stresle başa çıkmak için kendi kendine ilaç aldıktan sonra hayatın geri kalanı için uyuşturucu ve alkol bağımlılığı ile mücadele edebilir. Ayrıca, kumar oynamanın bir sonucu olarak ilişkiler genellikle kalıcı olarak zarar görür.

Yapabileceğim Bir Test veya Öz Değerlendirme Var mı?

Bir kumar sorununuz olabileceğini düşünüyorsanız, şu anda kumar oynamayı durdurursanız kendinize iyi olup olmayacağınızı sorun. Endişeli ya da henüz durmamanız gerekiyorsa, kumar bağımlılığından muzdarip olma şansınız var. Ancak, emin değilseniz, yardım hattımızı istediğiniz zaman şu adresten arayın: bir sorununuz olup olmadığını ve iyileşmek için yardıma ihtiyacınız olup olmadığını değerlendirmenize yardımcı olabilecek biriyle konuşmak.

İlaç Tedavisi: Kumar Bozukluklarında İlaç Seçenekleri Var mı?

Kumar doğrudan ilaçla tedavi edilemezken, kumardan kaynaklanan ve genellikle buna yol açan endişeyi ve depresyonu hafifletmek mümkündür. Kumar bağımlılığınızın ilaç seçenekleri ve tedavisi hakkında sorularınız varsa , bizi şu adresten arayın:.

İlaçlar: Olası Seçenekler

Kumar sorununu ilaçla tedavi etmenin en yaygın yolu, anti-anksiyete ve antidepresan ilaçları reçete etmektir. Depresyonda ve endişeli hissetmek genellikle kumar bağımlılığını şiddetlendirir, bu nedenle bu bozuklukları tedavi etmek döngüyü kırmayı ve normal bir hayata geri dönmeyi kolaylaştırabilir.

İlaç Yan Etkileri

Hemen hemen her ilaçta olduğu gibi, bazı yan etkiler antidepresanlar ve anti-anksiyete ilaçları ile ilişkilidir. Bu ilaçlardan bazıları kendinizi daha iyi hissetmeden önce daha kötü hissetmenizi sağlayabilir. Çeşitli depresyon ve anksiyete ilaçlarının yan etkileri hakkında ayrıntılı bilgi için psikiyatristinize danışın veya yardım hattımızı arayın.tavsiye için. Unutmayın, asla endişe veya depresyon için kendi kendine ilaç vermeye çalışmamalısınız. Bu bozukluklar ciddidir ve kendi kendine ilaç tedavisi son derece tehlikeli olabilir.

Kumarbazlarda Antidepresan Uyuşturucu Bağımlılığı, Bağımlılık ve Geri Çekilme

Anksiyete ve depresyon ilaçları genellikle iyileşme yolunda oldukça başarılı yardımcılar olsa da, bu ilaçlara bağımlı olmak da mümkündür. Bu nedenle, bağımlılığınızdan kurtulurken yatarak tedavi merkezine kaydolmak genellikle iyi bir fikirdir, bu nedenle eğitimli bir profesyonel ekip sizi ilaçlarınızla ilgili bağımlılık ve yoksunluk belirtileri açısından izleyebilir.

Aşırı dozda ilaç tedavisi

İlaçlarla ilişkili en büyük sorunlardan biri, reçete edilen miktardan daha fazla alırsanız, birçoğunun yüksek vermesidir. Birçok kumarbaz bu kadar yüksek arıyor, bu nedenle reçeteli ilaç kötüye kullanımı, iyileşme sürecinde olan ve başka bir şeyden daha yükseğe çıkma ihtiyacı hisseden kumarbazlar arasında yaygın. Aşırı doz, madde bağımlılığıyla ilişkili birçok riskten biridir ve yatan hasta tedavi merkezlerinin kumar bağımlılığından kurtulanlar için her zaman tavsiye edilmesinin nedenlerinden biridir.

Depresyon ve Kumar

Kumar bağımlılığı genellikle depresyonla ilişkili olduğundan, bu zayıflatıcı rahatsızlıktan muzdarip olduğunuzu veya sevdiğinizi gösteren işaretlere dikkat edin. Uyuşukluk, yorgunluk, iştah değişikliği ve mutsuzluk, birisinin depresyondan muzdarip olduğu birçok semptomdan birkaç belirtisidir. Depresyon genellikle kolayca kontrol edilebilen bir şey değildir. Sizden veya sevdiğiniz kişinin depresyondan muzdarip olduğundan şüpheleniyorsanız, bizi arayın.

Çift Teşhis: Madde Suistimali ve Kumar

Çifte teşhis, madde bağımlılığı veya kumar bağımlılığı olan birine zihinsel sağlık bozukluğu ile birlikte bağımlılık teşhisi konulduğu anlamına gelir . Her iki konuyu da etkili bir şekilde ele almak için ikili tanı tedavisi gereklidir .

Kumardan Kurtulmak için Yardım Alma

Kumar oynamayı bırakmak kolay bir iş değildir, ancak sağlam bir destek grubu ve tedavi programı yardımıyla yapılabilir. Daha önce süreçte insanlara yardım eden profesyonellerin yardımı olmadan iyileşme yoluna başlamak zor olabilir. Destekleyici arkadaşlar ve aile, tam bir iyileşme için hayati öneme sahiptir, ancak size en iyi nasıl yardım edeceklerini bilmeyebilirler. Kumar oynamayı nasıl bırakacağınız hakkında bilgi için şu adresteki yardım hattımızı arayın:.

idrar yaparken yanma, idrar yaparken yaşanan yanma sorunu, idrar yolu sorunları

İdrar Yaparken Yaşanan Sorunlar

İdrar yaparken ağrı, sık idrar yapma ve idrar tutulması (idrar torbasının tam olarak boşalmaması) idrar zorlukları kapsamına giren başlıca sorunlardır. Bunlar çoğu zaman tıbbi müdahale ve hatta ameliyat gerektirir. Ancak, pek çok durumda, kişinin kendi kendine uygulayabileceği doğal ilaçlar doktorun uyguladığı tıbbi tedaviye destek olarak tedavinin etkisini artırır.idrar yaparken yanma, idrar yaparken yaşanan yanma sorunu, idrar yolu sorunları

İnsanların pek çoğu, içtiği sıvı miktarına ve ne kadar faal olduğuna göre günde dört ila altı kere idrara çıkar. Sık idrar yapma problemi çok sıvı içmekten, idrar yolu iltihabından, mesane taşlarının tahriş olmasından, prostat bezinin büyümesinden, zorlanmadan, idrar torbasının aşırı dolu olmasından, diyabet hastalığından veya anksiyeteden kaynaklanabilir. Genellikle yanma veya sızlama diye tarif edilen idrar yapma sırasındaki ağrıya ise idrar yolu iltihabı veya diğer bir iltihap, vajinal mantar enfeksiyonu, penis iltihabı veya böbrek ya da mesane taşları neden olabilir.

Yaşlı erkeklerde, prostat bezinin büyümesi nedeniyle yavaş veya ince bir akıntı halinde idrar çıkarma sorunu sık görülür. Bu semptoma yaşlı kadınlarda da, muhtemelen mesane duvarındaki kasların (detrusor) zayıflaması nedeniyle rastlanır. İdrar yapamama (idrar tutulması) sorunu genellikle erkekleri etkiler. Bunun nedeni de; yolda bir engel bulunması (taş veya mesane ya da idrar yollarında bulunan doğuştan anatomik bir anomali), sünnet derisinin sıkması veya prostat bezinin büyümesi olabilir. İdrar tutulması, hamilelikte veya rahimde miyom olduğu zaman idrann çıkış yoluna baskı uygulandığı için bazen kadınlarda da görülebilir. İdrar yapmada karşılaşılan bazı sorunlar da, multipl skleroz (MS)hastalığında olduğu gibi uzun zamandan beri var olan bir sinir sistemi bozukluğundan kaynaklanabilir.

Korunma

  • Bol su için. Kahve, çay ve kola gibi kafeinli içeceklerden uzak durun; bunların diyüretik etkisi aşın miktarda idrar çıkarmaya neden olur.

Sistit veya böbrek taşı gibi durumlarda faydalı olan hafif diüretik etki için yoğurtotu veya ayrıkotu çayı için ya da tentüründen kullanın.

  • Flavonoid, selenyum, çinko, bitkisel hormonlar, A, C ve E vitaminleri içeren yiyecekler yiyerek sağlıklı beslenin. Bunlar enfeksiyonlara karşı direncinizi artırır, kaslarınızın, sinirlerinizin ve vücuttaki diğer dokuların iyi durumda olmasını sağlar ve prostat büyümesi ile rahimde miyom oluşma ihtimallerini azaltır.
  • Kabızlık idrar torbasına basınç uyguladığından, bunu önlemek için lif bakımından zengin yiyecekler tüketin.
  • Fazla kilolannızı verin; karın bölgesinde biriken yağlar idrar torbasına baskı yapar.
  • Durağan idrarda enfeksiyon oluşmaması için idrar torbasını düzenli olarak boşaltın.
  • Anksiyeteyi önlemek için yoga, derin nefes alma ve diğer gevşeme egzersizleri gibi stres yönetim teknikleri uygulayın.
  • Her yaşta kadının, idrar yolu ve üreme organlarını destekleyen kasların gücünü koruması için pelvis zemini egzersizleri yapması gerekir.
  • Sigara içmeyin veya hiç değilse azaltın; sigara dumanındaki kadmiyum böbreklerde birikir ve taş oluşumunu tetikler. Aynı zamanda, sigara mesane kanserlerinin bazı türleri için de bir risk faktörüdür.

Tedavi (Doğal Yöntemler & Bitkisel Çözümler)

Uygun tedavi rahatsızlığın temelinde yatan soruna bağlıdır. Ancak, idrar zorluğu çeken herkes “Korunma” başlığı altındaki tavsiyeleri ve rahatsızlığı için önerilen tedaviyi uygulamalıdır.

Ne Zaman Tıbbi Yardım Gerekir?

  • İdrar yaparken ağrı varsa veya bir akıntı olursa.
  • Bol idrar çıkardıktan sonra olağanüstü bir susama olursa.
  • Semptomlar şiddetli ise veya birkaç günden fazla sürerse.
  • Semptomlarla birlikte alt karın bölgesinde veya erkeklerde apış arasında ağrı olursa.
  • İdrar pembe renkte, bulanık veya kanlı ise.
  • Bir bebek veya çocukta idrar zorluğu olursa.

Acil Durum

  • Hiç idrar yapamıyorsanız.

AKNE’Yİ HAYATINIZDAN SİLİN

“AKNE’Yİ HAYATINIZDAN SİLİN”

Genç, yaşlı, erkek, kadın herkesin istediği sağlıklı görünen güzel bir cilttir. Ancak pek çok nedenden dolayı, cildimiz, arzu ettiğimiz hoş görüntüsüne kavuşamayabilmektedir. Bu nedenlerden en önemlisi, en sık karşımıza çıkan “AKNE” hakkında öğrenmek istediklerinizi, aknenin tedavi edilebilir olduğunu, güvenilir ve yeni tedavi şekillerini 2000 yılının son sayısı için uygun buldum.
Akne, basit tanımıyla cilt yüzeyindeki siyah beyaz noktalar, iltihaplı, hatta kistik görünümlü, ağrılı sivilcelerdir. Ergenlik dönemiyle başlayan hormonal değişim, cildin yağ bezinde aktivasyonu artırır. Gözeneklerin tıkanmasıyla, önce beyaz sonra da siyah noktalar oluşur. Gözenek içinde birikenler, bakterilerin de etkisi ile iltihap oluşturur. Kısacası akne mikropların, normalden fazla yağlanan deri ile etkileşimi sonucu ortaya çıkar. Yani tamamıyla mikroplara bağlı bir enfeksiyon değildir.
Genetik faktörlerin, akneye eğilimi etkilediğini belirten çalışmalar mevcuttur. Aknenin seyri ile gıdalar arasında genelde bir paralel ilişki saptanamamıştır. Ancak, günümüz fast food yiyecek alışkanlıkları, marketlerdeki katkı maddeli besinlerin tüketiminin artışı aknenin şiddetlenmesinde etkilidir.
Aknelerin % 15’inden fazlasında, terleme, akneyi artırabilir. Doğal güneş ışığı sıklıkla, akneyi iyileştirir, fakat aynı zamanda, UV, siyah noktalarda aktivasyona neden olur. Kadınların adet sikluslarından, 2-7 gün önce, ortalama, % 70 inde aknede bir artış olmaktadır. Stresin akneyi artırıcı rol oynadığı bazı çalışmalarda belirtilmektedir. Kadın ve erkekte eşit sıklıkta görülen akne, ergenlik çağındaki kızlarda daha erken ortaya çıkar. 40’lı yaşlarda dahi sürmesi olasıdır.
Akneden kurtulmak, sağlıklı ışıl ışıl bir cilde kavuşmak isteyenler, genelde tedavileri için yanlış merkezleri dolaştıktan sonra iyice ümitsizliğe kapılırlar. Unutmamamız gereken şey, 21 y.y.da “akne tedavi edilebilir bir hastalıktır”. Akne tedavisinde, hastanın ve uzman hekimin en önemli birinci hedefi, iyileşmekte olan nodül ve kistlerin iz bırakmasını engellemektir. İz oluşumundan sonra, cildi pürüzsüz hale getirmek için bir dizi zorlu çaba harcanır. İkinci hedef, akne hastasının, akneli olarak geçirdiği süreyi kısaltmaktır. Üçüncü hedef ise, aknenin neden olduğu ruhsal sorunlara yöneliktir.

Hafif aknelerde lokal tedavi yeterli iken ; orta ve ağır şiddetli aknelerde, oral, lokal hatta uygun ise akne laseri tedavileri verilmelidir. ( Bkz. Cilt Hastalıkları linki-Akne konusu, Bkz. Estetik Dermatoloji linki-Laser Tedavileri konusu )
Lokal tedavi sırasında en sık görülen yan etki, temas ekzamasıdır. Bu durumda lokal tedaviye ara verip nemlendirici kremler uygulanabilir. Orta ve ağır aknelerde, lokal tedavinin yetersiz kaldığı durumlarda (sırt, dekolte bölgesi lokalden çok oral tedaviye yanıt verir) alerji durumlarında, alerjik hastalarda sistemik tedavi uygundur.

Akne tedavisinde kullanılan bazı oral antibiyotiklerin, deri yüzeyindeki akneye neden olan mikropları azalttığı, bu nedenle yağlanmayı azaltan antibiyotiklerle arada değişiklik yapılması gerektiği unutulmamalıdır. Ayrıca ; inatçı, daha önceden uygulanan klasik tedavilere yanıt vermeyen aknelerde, hem bakteri sayısını, hemde iltihabı azaltan, oral uygulaması yapılan tedavi kürleri ile akne artık tedavi edilebilir sıfatını kazanmıştır.

Sevgili akne hastaları, azınlıkta olmadığınızı bilin ve sağlıklı, ışıl ışıl bir cilt için doğru zamanı yakalayın…

HAMİLELİKLE OLUŞAN KARIN BÖLGESİ PROBLEMLERİ

HAMİLELİKLE OLUŞAN KARIN BÖLGESİ PROBLEMLERİ
Karın germe estetiği
Hamilelik sırasında karın bölgesinde bulunan kaslar orta bölgeden sağ ve sol bölgelere kayarak oluşan bebeğe yer açmaktadırlar fakat doğum sonrasında kaslarda meydana gelen bu değişimler ne yazık ki tekrar eski konumuna gelememektedir. Karın bölgesinde meydana gelen bu gelişmeler sonucuda karın duvarında bir esneklik ve öne doğru bir şişkilik oluşmaktadır. Karın bölgeside gözle örülür kişiyi rahatsız edicek düzeylerde çatlaklar meydana gelir. Hamilik sırasında alınan fazla kilolarda meydana gelen bu deformelerden sonra vücudun iyice bozulmasına özellikle karın bel üst bacaklarda çatlak ve deformasyonlara sebibiyet veriyor.

Karın Çatlakları: Hamilelik öncesinde bayanların vücutlarında bir çok değişiklikler meydana gelir anne karnında ki bebek büyüdükçe annenin karın kasları gevşer ve zamanla açılmaya başlar. Hamileliğin son aylarında gerginlik o kadar artar ki annenin karın kasları iyice gerginleşir ve karın bel kalça ve bacağın üst taraflarında yırtılmalar gözlenir. Bu duruma benzeyen çatlaklar aşırı kilo alıp veren insanlardada görülmektedir.

Karın germe estetiği
Karın germe ameliyatı karın ve göbek bölgelerindeki çatlakları ve fazla yağları gidererek karın duvarını gerginleştirir. Hamilelik döneminde bozulup ta bu ameliyat ile düzeltilemeyecek neredeyse hiçbir karın bozukluğu yoktur.
Karın germe ameliyatı hakkında söylediğimiz söylemlerin buraya kadarı sizlere verebileceğimiyi haberlerdir.Karın estetiği operasyonları ile ilgil vereceğim kötü haber ise karın estetiği ameliyatında bazı eksikler olmasıdır. Bunlardan biri göbek deliğinizin üzerinde kalan çatlakların büyük kısmı karın germe ameliyatı ile giderilemez. Fakat mevcut olan karın ölgesindeki çatlaklar gerginleştirilerek çok daha az belirgin hale getirilirler. Karın germe estetiği ameliyatı karın bölgesi bikininizin içerisinde kalacak olsa da sezaryen izinin iki katı uzunlukta bir iz bırakır ve karın germe estetik ameliyatı bütün estetik ameliyatlar içerisinde en ağrılı olanı ve ameliyat sonrası iyileşme dönemi geç olan bir ameliyattır.

Evde Diş Beyazlatma Yöntemleri

Evde Diş Beyazlatma Yöntemleri
Dişler bir çok etkene bağlı olarak beyazlığını yitirmektedir. Bu etkenlerin en başında sigara gelmektedir. Kimi insanlar diş polikliniğinde dişlerini temizletseler de kimi insanlar diş doktorundan korktuğu için diş polikliniğine gitmekten çekinmektedir. Bu makalemiz de sizlere evde diş beyazlatma yöntemleri nelerdir onlardan bahsedeceğiz.
Karbonat : Bilinin en temel diş beyazlatma aracıdır diyebiliriz. Evde diş beyazlatma yöntemleri içinde en kolay ve en temel yöntemdir. Karbonat dişleri beyazlatmasının yanı sıra ağızda ki bakterileri de öldürmektedir. İster diş fırçanızın üstüne dökerek isterseniz de parmağınıza sürerek, dişlerinizi beyazlatmaya başlayabilirsiniz.
Tuz : Tuz, etkisi karbonat kadar olmasa dahi evde diş beyazlatma yöntemleri içersin de en çok bilinenlerden biridir. Dişleri beyazlatmanın yanı sıra ağızda ki zararlı mikroorganizmaları öldürdüğü bilimsel olarak kesindir. Diş ağrısı çektiğiniz de, etrafınızdan size tuzlu su ile gargara yap demelerinin sebebi de tam olarak budur. Zararlı mikroorganizmalar temizlenecek ve diş ağrınız dinecektir. Bu durum tüm diş ağrıları için geçerli değildir.

Çilek : Çileğin kanamayı durduran bir özelliğe sahip olduğunu biliyor muydunuz ? Aynı zaman da çilek yüzeyde plak oluşumunu engelleyici malik asit içermektedir. Böyleye dişleriniz de oluşacak olan plak için önlem almış olabilirsiniz. Yapmanız gereken olgun bir çileği ezerek ya da mikserden geçirerek püre haline getirmek ve bu püreyi diş fırçanıza sürerek dişleriniz fırçalamaktır.

Limon : Limon kabuğu da dişleri temizleyici asit özelliğine sahiptir. Limon kabuğunu rendeleyip daha sonra ezerek suyunu çıkarın. Limon kabuğu suyuna diş fırçanızı batırarak dişlerinizi fırçalayınız.

Son olarak ise tuzlu suyun içine bir kaç adet yeşil zeytin koyarak bir müddet bekletin. Daha sonra zeytinleri tuzlu suyun içinden çıkararak bu su ile gargara yapınız. Diş etlerinizi güçlendirecek ve diş kanamanız var ise kanamayı durduracaktır. Bu işlem evde diş beyazlatma yöntemleri içerisinde olmasa da diş etlerini güçlendirmek için çok etkilidir.

Bu makalemiz de sizlere evde dişlerinizi nasıl beyazlatabilirsiniz bunlardan bahsettik arkadaşlar. Dişlerinizin kıymetini bilin lütfen.

Diş Dolgusu Nedir

Çürümüş ya da aşınmalar sonucu fonksiyonel bütünlüğü bozulmuş dişlere uygulanan tedavi türüdür. Tahrip olan kısmın temizlenmesi ve dişten uzaklaştırılması sonucu yarım kalan dişi dolgulama işlemiyle gerçek diş görünümü kazandırılarak yapılan tedavi yöntemidir.
Dişlerde oluşan bu boşlukları tamamlamak için dolgu malzemesi kullanılır. Diş hekimlerinin yüksek teknoloji ile diş tedavinizi sağlıyacaktır.
Dolgu yapılmadan önce lokal anestezi ile çürük yada kırıklmış olan dişin nulunduğu bölge uyuşturulur.Daha sonra diş hekiminiz, diş aletleri ve frez yardımıyla çürüğünüzü temizler ve zarar gören kısım doldurulmaya hazır hale getirilir. Bu işlem lazerle de yapılabilir.
Bu işlemlerden sonra diş hekiminiz yüksek hızlı bir aeratör yardımıyla sert mine tabakasını aşar. Aeratör hassas bir şekilde çürüğü temizleyerek, dolgunun yerleştirileceği alanı belirler.Bütün çürük temizlendikten sonra boşluğu şekillendirerek doldurur.Dolgu yerleştirildikten sonra diş hekimi düzeltmeleri yapıp, dişi cilalar ve diş minesini parlatır. Böylece işleminiz tamanlanmış olur. Bundan sonra dişlerinizin bakımını düzenli bir şekilde yaptığınız taktirde spontene durumlar hariç bir sorunla karşılaşmazsınız.

Ağızda eksik olan dişlerin yerine, çene kemiğine yeşleştirilen titanyum vidalardır. Bu titanyum vidalar uzun ömürlü olmasının yanı sıra yaşam boyu sorunsuz kullanabilen yapay diş kökleridir. İmplant bir yada daha fazla meydana gelen diş kayıplarında rahatlıkla uygulanır. İmplant tedavisi olmuş hasta aynı gün normal hayatına dönebilir. İmplantlar küçük bir cerrahi işlem sonucu çene kemiğine yerleştirilir. Bu işlem sonucu yerleştirilen implantlar 2 veya 3 ay içinde çene kemiğine tamamen tutunur. Bu işlemler sonrasında iyice tutunan implantlar, gerçek bir diş kökü görevini üstlenerek üzerine yapılacak protezi taşımaya hazır hale gelir.
İmplant yapılabilmesi için gerekli kriterler nelerdir?
• İmplant yapılabilmesi için çene kemiğinin yeterli büyüklükte ve kalınlıkta olması gerekir.
• İmplantı destekleyecek kemik yapısının ve diş etlerinin sağlıklı olması gerekmektedir
• Çene kemiğinin yeterli olmadığı durumlarda ise bu bölgeye çeşitli işlemler uygulanarak kemik implanta uygun hale getirilebilir.

Basur Hastalığı

Basur Hastalığı

İnsanların makineleşmediği dönemde basur hastalığı genel olarak yaşlılarda görülen bir hastalıktı. Günümüzde ise, çocukları ele almazsak her iki kişiden birinde var. Görünen o ki dedelerimizin rutin hayatı, gençlerimizin popüler hayatı haline gelmiştir.
Günümüz teknolojisi ve biliminin gelişmesiyle basur tedavisi sıkıntısız müdahale edilebilen bir hastalık haline geldi. Basur hastalığı tedavisinde bölgeyi yumuşatıcı bitkisel ürünler, ilaçlarla çözüm yollarında sonuç alınsa da en kesin çözüm olarak cerrahi müdahale gözüküyor. Ameliyat anal bölgede yapılmasına karşın, günümüz doktorları bu hastalık üzerinde tecrübeli hale gelmiş, tıbbın da ilerlemesiyle beraber sorunsuz bir ameliyat yapma konumuna gelmişlerdir. Basur hastalığı tedavisinde ameliyattan sonraki ağrı, sızı ve tuvalete çıkma gibi sorunlardan dolayı ürküp cerrahi müdahaleden korkanlar artık yirmi dakikalık bir uyumadan sonra Basura veda edebiliyorlar. De Longo yöntemi denilen teknikle memeler, olduğu gibi yerinden kesilmeyip, olmaları gereken yere çekiliyor. Ağrı yetisi olmayan bağırsak bölgesinde yapılan müdahalede, ameliyat sonrası hiçbir ağrı kalmıyor.
Dolayısıyla hastalar bir gün sonrasında işlerine dönebiliyor. Tıbbın bu denli gelişmiş olması çok güzel bir şey. Bunun yanı sıra cerrahi müdahaleden korkanlar için alternatif çözüm yolları da mevcut. Market camlarındaki ”Basura Son” asılı yazılar buna bir örnek olabilir. Bunun dışında en ilginçlerinden biri de Viks.
Kendine alternatif üreten hasta, anüs bölgesine viks sürerek bölgedeki sızıyı kestiğini yazmıştı bir internet sitesinde. Bunun ardından Viks’in verdiği yanma ile sızının kesildiğini anlatmıştı diğer çaresiz hastalara. Diğer hastalar da yazılan birçok öneriye şükranlarını sunmuş, çaresiz olan hastalıklarına bir nebze de olsa çare bulmuş olmanın sevinciyle siteyi yorum yağmuruna tutmuşlardı.
Durumun komikliği bir yana, hayatında Basur tedavisi hakkında bilgisi olmayan biri bu hastalığın tedavisi olmayan bir hastalık olduğuna ya da basurla ilgilenen bir doktor olmadığı kanısına kapılır. Tamam, her şeye bir cerrahı müdahalede bulunmak tek çözümdür denemez ama bunun ilacı var tedavisi daha kesin çözüm sunmakta.
Bu konuda çocuklarını emziren anneleri saf dışı bırakıyorum, onlar için ilaçlar yan etki gösterip, çocuğa da zarar verebiliyor. Pek önemsenmeyen fakat hayat kalitesini bir hayli düşüren bu sağlık sorununa gereken önemi vermek gerekiyor.

Astım’da Bitkisel Tedavi

Astım’da Bitkisel Tedavi

Astım hastalığı genellikle küçük yaşlarda görülen ve aniden gelişen astım krizi ile başlayan bir solunum yolu rahatsızlığıdır. Küçük yaşlarda müdahale edilerek düzgün bir tedavi uygulanan hastaların çok büyük bir bölümü, yetişkinlik yıllarında astım hastalığına bağlı herhangi bir sorun yaşamamaktadır. Astım hastalığının birçok farklı nedeni vardır ve bu nedenlerin içerisinde psikolojik sorunlar dahi sayılabilir. Ancak yapılan bilimsel araştırmalar astım hastalığının genetik olarak, doğum anından itibaren sahip olunan bir sorun olduğunu belirlemiştir.
Anne ve babasında astım hastalığı olan bireylerin, astım hastası olma ihtimali oldukça yüksektir. 1. 2. ve 3. derece akrabalarda görülen astım hastalıkları, kalıtımsal olarak genlerin taşınması ile kişiye geçebilir. Astım hastalığı geninin çevresel faktörlerin uygun olması halinde aktif hale gelerek, astlım hastalığına neden olur. Astım hastalığında kişinin akciğerlerindeki bronş adı verilen hava odacıklarının, bakteriyel nedenler olmadan iltihaplanması görülürü. Bronşlarda oluşan bu iltihaplanma sonucunda işlevsel bozukluklar meydana gelerek, bronşların büzülmesine neden olur. Böylece kişi büzüşen bronşlar nedeni ile nefes almakta güçlük çeker ve ilerleyen evrelerde bronşlardaki daraltma daha da fazla oranda artış gösterdiğinden astım krizine girer.
Çocuklarda görülen astım hastalığının birbirinden farklı belirtileri olabilmesine karşın, genel olarak görülen belirtileri; nefes alırken göğüste hırıltı, şiddetli kuru öksürük, nefes daralması ve nefes alırken zorlanma şeklindedir. Bu tür sağlık sorunları başka hastalıklarda da görülebildiğinden, anne ve babaların kendi başına çocuktaki sağlık sorununa bir tanı koymamaları gerekir. Her nefes darlığı astım hastalığı belirtisi olmadığı gibi, her astım hastalığında da çocukta tıpa tıp aynı belirtiler görülmeyebilir. Bu nedenle herhangi bir solunum yolu sorunu görüldüğünde, vakit kaybetmeden ve kendi kendine tedavi uygulanmaya çalışılmadan çocuğun uzman bir hekime götürülmesi gerekir.
Astım hastalığının etkilerinin azaltılmasında kullanılan birçok bitkisel karışım da mevcuttur. Günümüzde hekimlerinde destek tedavi amaçlı önerdiği bu tür doğal bitki karışımları hem demlenerek hazırlanan bitki çayları olarak hem de bitkilerden elde edilen doğal yağların göğüs bölgesine masaj yapılarak sürülmesi şeklinde kullanılır. Ancak bu tür uygulamaların kullanılmasından önce kesinlikle bir hekim onayı alınması gerekmektedir.