Etiket arşivi: yaraların sütüre edilmesi

plastik cerrahi ilkeleri, plastik cerrahi yaraları, yaraların sütüre edilmesi

Plastik Cerrahinin Temel İlkeleri: Yara ve Sütüre Edilmesi

Plastik ve Rekonstriiktif Cerrahide, dokuya saygı en temel hususlardan birisidir. Postoperatif oluşacak skarı etkileyen ana faktörlerden bir diğeri de atravmatik tekniktir. Sütür atma ise tekniğin önemli bir kısmını oluşturacaktır. Amaç; tabakaları karşılıklı olarak biraraya getirmek ve deri yüzeyinde kozmetik olarak en iyi sonucu elde etmektir. Yara dudaklarının düzgün kenarlı ve eşit kalınlıkta olması, sonucu iyi yönde etkilemektedir. Yara içerisinde ince pediküllü doku ve nekrotik materyal bırakılmamalıdır. plastik cerrahi ilkeleri, plastik cerrahi yaraları, yaraların sütüre edilmesiYara dudakları birbirine gergin olarak sütüre edilmemeli, gerekiyorsa her iki taraf derisi yeterince dekole edilmelidir (“undermining”). Künt disseksiyon yerine keskin disseksiyon tercih edilmelidir. Hemostazın tam olarak yapılması da dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli husustur, sütür atma sırasında dokunun gereksiz yere zedelenmesinden kaçınmak için atravmatik aletlerin uygun teknikle kullanımı şarttır. Dikiş atma sırasında yara dudaklarının hafif eversiyonu (dışa doğru çevrilmesi) geç dönemde en iyi sonucu vermektedir. Aksi halde ileri dönemde yara iyileşmesinin bir sonucu olarak sütür hattı inversiyonu (çöküklüğü) ortaya çıkacaktır. Yara dudaklarında eversiyon sağlanması için deri altı dokuların da sütüre edilmiş olmaları ve arada ölü boşluk bırakılmamış olması gerekmektedir. Bu husus ayrıca hematom ve enfeksiyon gelişimini de engelleyecektir. Ayrıca sütür iğnesinin deriye hafifçe uzaklaşan bir şekilde girip karşı taraftan yaklaşan tarzda çıkarılması eversiyon elde edilmesini kolaylaştıracaktır. İyi bir kozmetik sonuç için bir diğer nokta yara dudaklarından fazla alınmaması gereğidir. Bağlanan sütür içinde fazla miktarda doku bırakılması gereksiz doku zedelenmesine neden alabileceği gibi doku nekrozu da yaratabilir. Ayrıca yara dudaklarına hakimiyeti de azaltır. Sütüriin fazla sıkılmaması, sadece yara dudaklarının birbirine temasını sağlayacak sertlikte olması gerekir. Aksi halde yara dudaklarında postoperatif dönemde gelişecek ödem, sütür içinde kalan dokunun daha da sıkışarak zedelenmesine, belki de nekrozuna sebep olacaktır. Yara ve sütür izleri bazı ırk ve toplumlarda daha belirgin olarak kalmaktadır. Bu durum onların hipeıtrofik skar ve keloid oluşumuna yatkın bir yapıları oluşundan kaynaklanmaktadır. Bu konuda siyah ırk, beyaz ırka oranla daha bir yatkınlık göstermektedir. Ayrıca toplum içerisinde bireysel olarak hipeıtrofik skar ve keloide yatkınlık söz konusu olabilir. Sütür ve yara izinin bazı vücut bölgelerinde daha fazla kaldığı da bir gerçektir. Deltoid bölge, sternum üzeri, sırt ve gluteal bölge derisinde yara ve sütür izi daha belirgin olarak kalacaktır. Bu bölgeler hipeıtrofik skar ve keloid oluşumuna daha yatkın bölgelerdir. Kalın ve sebaseöz glandları fazla miktarda içeren deri bölgelerinde bu izler daha belirgin olmaktadır. İnce deri bölgelerinde ise kozmetik sonuç çok daha iyidir. Buna göz kapağı ve muköz membranlar örnek gösterilebilir. Yara dudaklarının birbirlerine zorla yaklaştırılmaları şeklinde sütüre edilmesi, hipetrofik skar oluşumuna neden olan bir diğer faktördür. Enfeksiyon da kötü yara izi oluşumuna neden olur. Enfekte bölge stıtürleri alınarak yaş pansumana geçilmelidir. Bu sayede bir yabancı cisim olan sütür materyali dokudan uzaklaştırılmakta ve drenaj sağlanmaktadır. Ayrıca enfeksiyonun getirdiği ödemin sütür ile birlikte oluşturdukları basınç giderilmekte ve yeterli sirkülasyona imkan sağlanmaktadır. Sütür reaksiyonu, tabii yerine sentetik sütür materyallerinin kullanılmasıyla minimale indirilebilir (Naylon, Prolen gibi sentetik sütür materyallerinde yabancı cisim reaksiyonu minimal düzeydedir). Yara dikildikten sonra yara dudakları birbirlerine kaynamaya başlarlar. Yeterli kaynama sağlandıktan sonra sütürler alınmalıdır. Genel olarak 7 günden daha önce alman sütürler hiçbir iz bırakmazken, 10 gün bekletilenler belirgin bir sütür izi bırakmaktadırlar. Sütürün ne zaman alınacağı vücut bölgesine göre değişinektedir. Yüz derisinde sütürlerin üçüncü gün atlanıp beşinci gün tamamen alınması, gövde ön yüz ve üst ekstremitelerin ise 10 ile 14. gün civarında alınması önerilir. Sütiırün gereksiz yere bekletilmesi sütür izi oluşumuna yol açarken, gereğinden önce alınması da yaranın tekrar ayrılması ile sonuçlanır. Derinin karşılıklı getirilmesi amacına hizmet eden standart metodlar dışında deri bantları, yara tutkalı, stapler (zımba), klips (kıskaç) gibi materyaller mevcuttur.